“Maden Sahalarında Rehabilitasyon Yönetmeliği” Üzerine Bir İnceleme
Maden Sahalarında Rehabilitasyon Yönetmeliği, 23.01.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu düzenleme, madencilik faaliyetleri sonrası sahaların ıslahı noktasında devrimsel bir finansal model getirmeyi amaçlamaktadır; ancak bu yeni metin, 2010 yılından bu yana yürürlükte olan Madencilik Faaliyetleri İle Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği ile yan yana getirildiğinde, Türk Maden Mevzuatı’nda “çift başlılık” ve “mali yük” tartışmalarını da beraberinde getirmektedir.
1. Teminattan “Peşin Fon” Sistemine Geçiş
Bugün yayımlanan yönetmeliğin en radikal farkı, rehabilitasyon yükümlülüğünü soyut bir taahhüt olmaktan çıkarıp, somut ve peşin bir bedele dönüştürmesidir.
• 2010 yönetmeliği, işletmeciye teknik bir ödev yüklüyor ve bu ödevi ÇED süreçleri üzerinden denetliyordu.
• Yeni yönetmelik ise, ruhsat sahibini her yıl işletme ruhsat bedeli kadar bir tutarı “Rehabilitasyon Bedeli” olarak devletin belirlediği özel bir hesaba yatırmaya zorlamaktadır.
2. Ruhsat Güvencesi ve İptal Yaptırımı
Eski düzenlemede (2010), doğaya yeniden kazandırma yükümlülüğünün ihlali halinde Çevre Kanunu uyarınca idari para cezaları gündeme gelmekteydi. Ancak bugünkü düzenleme, bu mali yükümlülüğü doğrudan ruhsatın bekasına bağlamıştır. Bedelin zamanında yatırılmaması, gecikme zammı uygulanmasına rağmen ödenmezse ruhsatın iptali ile sonuçlanacaktır (Madde 6/3). Bu durum, rehabilitasyonun artık bir “yan ödev” değil, maden işletme hakkının “asli bir unsuru” haline geldiğini kanıtlamaktadır.
3. Yetki ve Uygulama Karmaşası (Normatif Çatışma)
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni metin ile halihazırda yürürlükte olan 2010 yönetmeliği arasında ciddi bir yetki çakışması doğmuştur:
• Yetki Devri: Rehabilitasyonun planlanması ve onayı, Çevre Bakanlığı’ndan MAPEG’e (Enerji Bakanlığı) kaydırılmış görünmektedir.
• Proje Karmaşası: İşletmeciler artık aynı saha için hem Çevre Bakanlığı standartlarına (şev açıları, flora-fauna) hem de MAPEG’in yeni mali-teknik kriterlerine göre ayrı süreçler yönetmek zorunda kalacaktır.
4. Değerlendirme ve Eleştiri
Yeni yönetmelik, maden sahalarının “terk edilmiş ve ıslah edilmemiş” birer çevre sorunu olarak kalmasını engellemek adına mali bir likidite havuzu oluşturması bakımından başarılı bir girişimdir. Ancak, mühendislik açısından bakıldığında, her yıl ödenen “maktu” (sabit) bedelin, sahanın spesifik yapısına, derinliğine ve çevresel risk faktörlerine göre değişkenlik göstermemesi, “ölçülülük ilkesi” açısından hukuki eleştirilere açıktır.
I. Mükerrer Yükümlülükler ve Hukuki Belirlilik İlkesi Bağlamında Eleştiri
Maden hukukunda yeni yürürlüğe giren bu yönetmelik, doktrinde “mükerrer yükümlülük” (double jeopardy/burden) olarak adlandırılan ve yatırımcı üzerinde öngörülemez bir mali baskı yaratan bir tablo ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarında sıkça vurgulanan hukuki belirlilik ilkesi, kişilerin maddi ve manevi varlıklarını etkileyen hukuk kurallarının öngörülebilir olmasını ve aynı fiil veya durum için kişilere birden fazla ve çelişkili yükümlülük yüklenmemesini gerektirir.
4.1. “Aynı Amaç, Farklı Tahsilat” Çelişkisi
2010 tarihli Çevre Bakanlığı yönetmeliği (Madde 5) uyarınca, madencilik faaliyetine başlanmadan önce ÇED süreci kapsamında bir “Doğaya Yeniden Kazandırma Planı” sunulması ve bu planın maliyetine göre bir teminat verilmesi zaten yasal bir zorunluluktur. Bugün yürürlüğe giren yönetmelik ise, aynı ıslah faaliyeti için bu kez MAPEG adına “Rehabilitasyon Bedeli” adı altında nakdi bir ödeme şartı getirmektedir.
• Hukuki Eleştiri: Bir hukuk devletinde aynı kamusal amaç (maden sahasının ıslahı) için iki ayrı bakanlığın iki ayrı mali güvence mekanizması işletmesi, “idarenin bütünlüğü” ilkesiyle çelişmektedir. Bu durum, maden işletmecisi üzerinde mülkiyet hakkını zedeleyen orantısız bir mali külfet oluşturmaktadır.
4.2. Teknik Karmaşa: “Plan” mı, “Proje” mi?
Mühendislik perspektifinden bakıldığında; 2010 yönetmeliği teknik standartları (şev açısı, bitkilendirme vb.) belirleyen bir “Plan” odaklıyken, yeni yönetmelik bu süreci MAPEG onayına tabi bir “Proje” ve “Bütçe” kalemine dönüştürmüştür.
• Uygulama Sorunu: Eğer Çevre Bakanlığı şev açısının 30 derece olmasını isterken (2010 Yönetmeliği Md. 7/ç), MAPEG’e sunulan rehabilitasyon projesinde statik hesaplar farklı bir teknik gereklilik sunarsa, işletmeci hangi idari otoriteye itaat edecektir? Bu durum, mühendislik uygulamalarında bir yetki kakofonisine (karmaşasına) yol açacaktır.
4.3. “Maktu Bedel” ile “Gerçek Maliyet” Arasındaki Uçurum
Yeni yönetmelik, rehabilitasyon bedelini “işletme ruhsat bedeli” gibi maktu bir rakama endekslemiştir. Ancak maden mühendisliği projeksiyonlarında rehabilitasyon maliyeti; hafriyat miktarı, taşınacak toprak hacmi ve sahanın topoğrafyasına göre dinamik olarak hesaplanır.
• Eleştiri: Kanun koyucunun ve idarenin, sahanın çevresel etkisinden bağımsız olarak her yıl sabit bir bedel tahsil etmesi, bu ödemenin bir “hizmet bedeli” veya “rehabilitasyon katkısı” olmaktan çıkıp, örtülü bir “madencilik vergisine” dönüşmesi riskini taşımaktadır. Bu da verginin yasallığı ve mali güce göre vergilendirme ilkeleri çerçevesinde tartışmaya açılmalıdır.
4.4. Kazanılmış Haklar ve Geriye Yürüme Yasağı
Yönetmeliğin Geçici 1. Maddesi, mevcut çevre ile uyum bedellerinin ve teminatların yeni hesaba aktarılacağını öngörmektedir.
• Bilirkişi Gözüyle: Mevcut işletme projeleri ve ÇED taahhütleri uyarınca maliyet hesabı yapmış olan ruhsat sahipleri için bu yeni “nakdi” yükümlülük, sözleşme serbestisi ve hukuki güvenlik ilkeleri açısından “geriye yürüme” (retrospective) tartışmalarını tetikleyecektir.
Sonuç ve Çözüm Önerisi
Akademik dille ifade etmek gerekirse; bugün Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik, sahaların ıslah edilmemesi sorununa “tahsilat odaklı” bir çözüm getirse de, “tek duraklı ofis” (one-stop shop) prensibinden uzaklaşılmasına neden olmuştur. İdeal olan; Çevre Bakanlığı’nın teknik denetim yetkisi ile MAPEG’in mali takip yetkisinin tek bir üst metinde birleştirilerek mükerrerliğin ortadan kaldırılmasıdır.
