MADEN İŞLETME PROJELERİNDE REHABİLİTASYON: TEKNİK VE HUKUKİ SORUMLULUK REJİMİ
Ömer Günay
Avukat-Maden Mühendisi
1. ANAYASAL ÇERÇEVE VE MEŞRUİYET ZEMİNİ
Türk Maden Hukuku’nda rehabilitasyon, Anayasa’nın iki temel maddesi arasındaki hassas dengenin yasal ve zorunlu bir sonucudur. Bu denge, madenciliği bir “istila” hareketi olmaktan çıkarıp, “geçici bir kullanım” rejimine dönüştürür:
• Anayasa Madde 168 (Ekonomik Egemenlik ve İşletme Yetkisi): “Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir.” Bu hüküm, yer altı kaynaklarının kamu yararı için ekonomiye kazandırılmasını emreder ve işletmeciye bu kaynağa erişim için meşru bir yetki tanımlar.
• Anayasa Madde 56 (Sağlıklı Çevre ve Koruma Ödevi): “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir… Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” Bu hüküm ise, 168. maddedeki işletme yetkisinin sınırını çizer: “Çıkardığın maden, çevreyi yok etme pahasına olamaz.”
Hukuki Sentez: “Geçici Tahsis, Kalıcı Restorasyon”
Bu iki madde arasındaki ilişki, rehabilitasyonu hukuki bir “borç” (liability) haline getirir. 168. madde işletmeciye toprağı “bozma” imtiyazı verirken; 56. madde bu bozmanın “geçici” olmasını ve faaliyet sonunda sahanın eski (veya daha iyi) haline getirilmesini şart koşar.
Geliştirilmiş Hukuki Sonuç: Rehabilitasyon, Anayasa’nın 168. maddesi uyarınca kullanılan “mülkiyet ve işletme hakkının”, Anayasa’nın 56. maddesi uyarınca doğaya ve gelecek nesillere ödenmesi gereken “asli ve ayni bir kefaretidir.” Bu dengeye göre; rehabilite edilemeyecek bir saha, anayasal olarak işletilemez; işletilen her saha ise anayasal olarak iade edilmek zorundadır.
2. MEVZUATLAR ARASI ENTEGRASYON: “HUKUKİ GÜVENLİK ZİNCİRİ”
Rehabilitasyon süreci, Maden Kanunu’nun diğer temel kanunlarla sadece temas etmesini değil, organik bir bütünlük içinde çalışmasını zorunlu kılar. Süreç, her biri farklı bir koruma amacına hizmet eden şu yasal sacayağı üzerine oturur:
A. Maden Kanunu (M. 13/3 ve Ek 10): Operasyonel Yetki ve Mali Sigorta
Maden Kanunu, rehabilitasyonun “nasıl yönetileceğini” ve “nasıl finanse edileceğini” belirler.
• Mali Sigorta: 13/3 maddesi, rehabilitasyonu bir niyetten çıkarıp nakdi bir teminata bağlar. Bu, doğaya karşı verilen borcun “mali kefaletidir”.
• Düzenleme Gücü: Ek 10. madde ise idareye (Bakanlık), değişen teknoloji ve çevresel ihtiyaçlara göre süreci yönetmeliklerle güncelleme çevikliği tanır.
B. Çevre Kanunu (2872 Sayılı Kanun, Ek M. 1): Ekolojik Sorumluluk Eşiği
Çevre Kanunu, rehabilitasyonun “kalitesini” ve “sınırlarını” çizer.
• Zararı Giderme İlkesi: Ek 1. madde, işletmeciyi sadece projeye uymakla değil; ortaya çıkan her türlü çevresel zararı durdurmak, gidermek ve azaltmakla yükümlü kılar.
• Kirleten Öder: Bu madde, maden projesi bittikten sonra bile devam eden “çevresel sorumluluğu” tesis eder. Rehabilitasyonun başarısı, Çevre Kanunu’ndaki kirlilik limitlerinin aşılıp aşılmadığı ile ölçülür.
C. Orman Kanunu (6831 Sayılı Kanun, M. 16): Ekosistem Restorasyonu
Orman Kanunu, sahanın “kimliğine” odaklanır.
• Üst Norm Özelliği: Orman alanlarında Maden Kanunu’nun teknik kuralları, Orman Kanunu’nun ekosistem bütünlüğü kurallarına boyun eğer.
• Fonksiyonel İade: 16. madde, sahanın sadece “düzlenmesini” değil, orman ekosisteminin (flora ve fauna) yeniden tesis edilebileceği bir altyapıya kavuşturulmasını emreder. Orman alanı, madencilikten önceki “karbon yutağı” ve “yaşam alanı” vasfına geri dönmek zorundadır.
Hukuki Sentez: Bütüncül Denetim Modeli
Bu üç kanun bir araya geldiğinde ortaya şu sonuç çıkar: İşletmeci; Maden Kanunu uyarınca parasını yatırıp projesini yapar, Çevre Kanunu uyarınca kirliliği sıfıra indirir ve Orman Kanunu uyarınca alanı ağaçlandırmaya hazır teslim eder. Bir projenin rehabilitasyon planı, bu üç kanundan sadece birine bile aykırı olsa, sistem bir bütün olarak kilitlenir ve faaliyet hukuken sakatlanır.
3. ÖZEL UYGULAMA YÖNETMELİKLERİ VE TEKNİK STANDARTLAR
Rehabilitasyon işlemleri yürütülürken, faaliyetin yürütüldüğü alanın niteliğine göre iki ana yönetmelik hükmüne uyulması, sadece idari bir prosedür değil, hukuki bir geçerlilik şartıdır:
A. Çevre Mevzuatı Yönünden: Standartların Birliği ve Ekolojik İade
23/01/2010 tarihli Madencilik Faaliyetleri ile Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği, madencilikle bozulan toprağın fiziksel ve kimyasal olarak “iyileştirilme” standartlarını belirler.
• Kirlilikle Mücadele: Bu yönetmelik, sadece görselliği değil; toprağın verimliliğini, su kalitesini ve hava emisyonlarını denetler.
• Doğaya İade Kriterleri: Faaliyet sonrası alanın, yörenin iklim ve bitki örtüsüne uygun, canlı yaşamına elverişli bir “ekosistem çekirdeği” haline gelmesini şart koşar. İşletmeci için bu yönetmelik, sahanın “teknik kurtuluş reçetesi”dir.
B. Orman Mevzuatı Yönünden: Ekosistem Bütünlüğü ve Uzmanlık Denetimi
Saha devlet ormanı vasfında ise, projeler 24/09/2024 tarihli Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik kapsamında hazırlanır. Bu yönetmelik, orman alanlarını maden sahasından “orman ekosistemine” dönüştüren bir köprü vazifesi görür.
• Vazgeçilmez Teslim Şartı: Bu düzenleme, sahayı sadece düzlemeyi değil; OGM’nin ağaçlandırma kriterlerine uygun, bitkisel toprak tabakası iade edilmiş ve biyolojik hayata hazır bir zemin oluşturulmasını emreder.
• Özel Koruma Rejimi: Orman alanlarındaki rehabilitasyon, genel çevre kurallarından daha sıkı bir “ekosistem restorasyonu” disiplinine tabidir.
Hukuki Analiz: Çift Katmanlı Denetim Mekanizması
Bu iki yönetmeliğin eş zamanlı uygulanması, maden işletmecisi üzerinde çift katmanlı bir denetim oluşturur:
1. Teknik Denetim: 2010 tarihli yönetmelik ile sahanın mühendislik ve çevre standartlarına uygunluğu denetlenir.
2. Fonksiyonel Denetim: 2024 tarihli orman yönetmeliği ile sahanın orman vasfını geri kazanıp kazanamayacağı denetlenir.
Geliştirilmiş Hukuki Sonuç: Bir rehabilitasyon projesi, 2010 tarihli yönetmeliğe göre teknik olarak başarılı görünse dahi, 2024 tarihli Orman Yönetmeliği’ndeki “ekosistem iadesi” şartlarını (örneğin uygun toprak derinliği veya drenaj yapısı) karşılamıyorsa, saha hukuken “doğaya iade edilmiş” sayılamaz. Bu durum, işletmecinin rehabilitasyon borcunun devam ettiği ve mali teminatlarının iade edilemeyeceği anlamına gelir.
4. İŞLETME PROJESİNDEKİ TEKNİK TAAHHÜTLER
Maden Kanunu uyarınca sunulan İşletme Projesi, madencilik faaliyetinin yalnızca üretim aşamasını değil, sahanın yaşam döngüsünü belirleyen teknik anayasadır. Bu projedeki rehabilitasyon kriterleri, 2010 tarihli Yönetmelik ile tam uyumlu olmak zorundadır ve şu üç kritik sütun üzerine inşa edilir:
A. Üst Toprak Yönetimi (5.2-f, ı): Biyolojik Sermayenin Korunması
Rehabilitasyonun başarısı, maden bittikten sonra değil, maden başlamadan önceki “toprak saklama” disiplinine bağlıdır.
• Biyolojik Hazine: Üst toprak (bitkisel toprak), milyonlarca yılda oluşmuş bir mikroorganizma ve tohum bankasıdır. Proje uyarınca bu tabaka sıyrılarak korunmazsa, saha bittiğinde yapılacak hiçbir çalışma orayı gerçek bir ekosisteme dönüştüremez.
• Ön Şart: 5.2-f ve ı maddeleri, bu toprağın başka malzemelerle karışmasını engellemeyi ve “canlılığını” koruyacak şekilde depolanmasını emreder. Bu, biyolojik iadenin en temel hukuki şartıdır.
B. Fiziki ve Hidrolojik Stabilite (5.2-h, j): Güvenlik ve Su Rejimi
Maden sahası terk edildikten sonra sahanın kendi kendine yetebilmesi ve çevresine zarar vermemesi gerekir.
• Şev ve Basamak Güvenliği: 5.2-h maddesi, yamaçların (şevlerin) uzun vadeli stabilitesini hedefler. Sadece toprak yığmak yetmez; heyelan riskini sıfırlayan mühendislik hesapları zorunludur.
• Drenaj ve Hidroloji: 5.2-j maddesi, sahanın su rejimini düzenler. Yer altı su yollarının bozulmaması ve yüzey sularının çevre arazileri basmayacak veya kirletmeyecek şekilde tahliye edilmesi bir işletme projesi mecburiyetidir.
C. Saha Tasfiyesi ve Antropojenik Temizlik (5.2-n, o, ö): Tam İade
Doğaya kazandırma, sahanın tüm “insan yapısı” yüklerinden arındırılması sürecidir.
• Fiziki Tasfiye: 5.2-n ve takip eden maddeler; prefabrik binaların, beton temellerin, asfalt yolların ve makine atıklarının sahadan sökülmesini şart koşar.
• Doğal Görünüm: Amaç, sahanın antropojenik etkilerden tamamen arındırılarak, maden öncesi topografyaya veya çevreyle uyumlu yeni bir doğal yapıya kavuşturulmasıdır.
Teknik Analiz: Taahhüdün Bağlayıcılığı
İşletme projesindeki bu maddeler, işletmeci için birer “tavsiye” değil, ruhsatın geçerliliğini sağlayan hukuki taahhütlerdir. Eğer bir proje; üst toprağın nereye, nasıl yığılacağını teknik olarak (metraj ve koordinat bazlı) göstermiyorsa veya su tahliyesini bölgenin en yüksek yağış rejimine göre planlamıyorsa; o proje 2010 tarihli yönetmelik ve Maden Kanunu karşısında hükümsüzdür.
5. MÜLKİYET TİPİNE GÖRE SORUMLULUK VE MUHATAPLAR
Maden Sahalarında Rehabilitasyon Yönetmeliği ve ilgili mevzuat uyarınca işletmeci; sadece genel bir çevre borcu altında değildir, aynı zamanda arazinin hukuki sahibi olan kurum ve kişilere karşı somut bir “iade borcu” altındadır:
A. Devlet Ormanlarında Sorumluluk: “Ekosistem İadesi”
• Birincil Muhatap: Tarım ve Orman Bakanlığı / Orman Genel Müdürlüğü (OGM).
• Hukuki Standart: 24/09/2024 tarihli 16. Madde Uygulama Yönetmeliği.
• Teslim Şartı: İşletmeci, sahayı yalnızca topoğrafik olarak düzeltmekle kalmaz; ormanın biyolojik sürekliliği için alanı “ağaçlandırmaya hazır” (bitkisel toprağı serilmiş, drenajı yapılmış, dikime uygun basamaklandırılmış) şekilde OGM’ye teslim eder. Buradaki sorumluluk, ağaçlandırmanın teknik başarısını garanti edecek altyapıyı kurmaktır.
B. Özel Mülkiyete Konu Alanlarda Sorumluluk: “Mülkiyet Hakkına Saygı”
• Birincil Muhatap: Arazi Sahibi (Gerçek veya Tüzel Kişi).
• Hukuki Standart: Türk Medeni Kanunu “Komşuluk Hukuku” ve Maden Yönetmeliği 5/4.
• Teslim Şartı: Rehabilitasyon çalışmaları mülkiyet sahibinin bilgisi dâhilinde ve rızası gözetilerek yürütülür. İşletmeci, sahayı insanların ve canlıların güvenle yararlanabileceği, tapu vasfına (tarım, bağ, bahçe vb.) uygun bir kullanım potansiyeliyle iade etmek zorundadır. Alanın ekonomik değerini düşüren her türlü yapısal kusur işletmecinin sorumluluğundadır.
C. Hazine Arazilerinde Sorumluluk: “Kamu Güvenliği ve Düzeni”
• Birincil Muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı / Milli Emlak Genel Müdürlüğü veya İlgili İdare (Mera Komisyonu vb.).
• Hukuki Standart: Maden Kanunu ve ilgili mülkiyet mevzuatı.
• Teslim Şartı: Bu alanlarda rehabilitasyon; sahanın her türlü fiziksel tehlikeden (açık kuyular, dik şevler, kimyasal atıklar) arındırılmış, çevreyle uyumlu ve kamu yararına uygun yeni bir kullanıma hazır halde teslimini kapsar.
Hukuki Analiz: Sorumluluğun Şahsiliği ve Kalıcılığı
Mülkiyet yapısı ne olursa olsun, rehabilitasyon sorumluluğu işletmecinin şahsına bağlıdır ve sahanın terk edilmesi bu sorumluluğu sonlandırmaz. İşletmeci; Orman’da OGM’ye, özel mülkte şahsa, Hazine’de Devlete karşı projesindeki taahhütlerini yerine getirdiğini “Resmi Teslim Tutanağı” ile ispatlayana dek mali teminatlarını geri alamaz ve hukuken ibra edilmiş sayılmaz.
6. UYGULAMA VE İZLEME ESASLARI (Yönetmelik Madde 5, 7, 8)
Bu bölümü, rehabilitasyonun “nasıl ve ne zaman” yapılacağını belirleyen operasyonel disiplin ve süreklilik esasları üzerinden geliştirerek makalemize ekleyelim. Bu maddeler, kağıt üzerindeki taahhüdün sahadaki gerçekliğe dönüştüğü kritik eşiklerdir.
6. OPERASYONEL DİSİPLİN VE REHABİLİTASYONUN SÜREKLİLİĞİ
Rehabilitasyon, madencilik faaliyetinin sonunda hatırlanan bir temizlik işlemi değil; ruhsatın ömrü boyunca devam eden bir icraat disiplinidir. Yeni yönetmeliğin 5, 7 ve 8. maddeleri bu sürecin operasyonel sınırlarını belirler:
A. Eş Zamanlılık İlkesi (M. 5/1): Faaliyetle Birlikte Yürüyen Onarım
Madencilikte artık “önce çıkaralım, sonra düzeltiriz” dönemi kapanmıştır. Rehabilitasyon, işletme projesine uygun olarak ilk kazma vurulduğu an başlar.
• Kademeli Islah: Bir yandan üretim devam ederken, diğer yandan faaliyetin sona erdiği bölümlerde eş zamanlı olarak düzeltme ve yeşillendirme çalışmaları yürütülür. Bu, sahadaki çevresel hasarın “toplam hacmini” minimumda tutan hukuki bir zorunluluktur.
B. Vasıf Denetimi ve Mazeretsizlik (M. 5/2): Doğa İçin “Fırsat” İlkesi
Hukuk sistemimiz, doğanın mevcut halini değil, “olması gereken” halini baz alır.
• Mazeret Yasağı: Faaliyet öncesinde alanın çorak, taşlık veya verimsiz olması, rehabilitasyon yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşletmeci, sahayı teslim alırken var olan olumsuz nitelikleri bir savunma mekanizması olarak kullanamaz; aksine sahasını her halükarda canlı yaşamına uygun hale getirmekle mükelleftir.
C. Teknik Güvenlik ve İnsan Odaklılık (M. 7/ç): 30 Derece Kuralı
Rehabilitasyonun başarısı, alanın sadece yeşil olmasıyla değil, güvenli olmasıyla ölçülür.
• Geometrik Standart: İnsanların ve diğer canlıların kullanımına açılacak sahalarda yamaç (şev) açısı 30 dereceyi geçemez. Bu kural, alanın sürdürülebilir bir sosyal veya ekolojik yaşam alanı haline gelmesi için getirilen bir mühendislik emridir. Güvenlik sınırı sağlanmadan yapılan ağaçlandırma, hukuken tamamlanmış sayılmaz.
D. İzleme ve Kesin Sorumluluk (M. 8/1-2): 5 Yıllık Denetim Döngüsü
İşletmecinin sorumluluğu, sahadaki iş makinelerinin çekilmesiyle bitmez.
• 2+3 Formülü: Fiziki düzenleme işlerinin bitiminden itibaren başlayan 2 yıllık düzeltme sürecini, alanın biyolojik ve fiziksel dengesinin gözlemlendiği 3 yıllık izleme süreci takip eder. Toplam 5 yıllık bu periyotta, taahhüt edilen hususların (fidan tutma oranı, su drenaj başarısı vb.) gerçekleşip gerçekleşmediği denetlenir. Bu süreç dolmadan işletmecinin sorumluluğu hukuken sona ermez.
SONUÇ
Maden işletme projelerinde yer alan rehabilitasyon; Anayasa’nın 56. maddesindeki ödevin, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve Madencilik Faaliyetleri ile Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği çerçevesinde somutlaşmış halidir. İşletmeci; projesindeki teknik kriterler uyarınca, arazinin vasfına göre ilgili muhatabına karşı ayni ve şahsi olarak sorumludur. Bu süreç, sadece bir mühendislik projesi değil, doğadan ödünç alınan hayatın yasal iade sürecidir.
