Özet

Türk Maden Mevzuatı’nda maden cevheri, yataktaki doğal hali ile arzdan ayrılmış (istihraç edilmiş) hali arasında farklı mülkiyet rejimlerine tabidir. Bu çalışma, Maden Yönetmeliği’nin 32. ve 40. maddeleri ekseninde, üretim faaliyetleri durdurulan veya ruhsatı sona eren sahalarda bulunan hazır stokların hukuki niteliğini analiz etmektedir. Özellikle kamu kurumlarının “kamu yararı” gerekçesiyle bu stoklar üzerinde gerçekleştirdiği tasarrufların mülkiyet hakkı ve “kamulaştırmasız el atma” doktrini çerçevesindeki sonuçları tartışılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Maden Hukuku, Hazır Stok, Maden Yönetmeliği Madde 40, Kamu Yatırımı, Mülkiyet Hakkı.

  1. Giriş: Madenlerde Mülkiyetin Dönüşümü ve Hukuki Statü

Anayasa’nın 168. maddesi ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca madenler, “Devletin hüküm ve tasarrufu” altındadır . Ancak bu hukuki rejim, madenlerin yer altındaki (rezerv) hali için geçerlidir. Maden, ruhsat sahibi tarafından yer altından çıkarılıp “arzdan ayrıldığı” (istihraç) andan itibaren hukuki niteliği değişerek taşınır mülkiyet (menkul mal) vasfını kazanır .

Yargıtay, madenlerin istihraç edildikten sonraki hukuki statüsüne ilişkin oldukça net bir görüşe sahiptir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.02.2010 tarihli ve E.2010/304, K.2010/2074 sayılı ilke kararı, bu konudaki en somut emsaldir. Kararda şu tespit yer almaktadır:

  • “Ruhsatı ve işletme izni alarak maden üretiminde bulunan kişi, üreterek arza çıkarmış olduğu madenler üzerinde taşınır mülkiyeti kazanır.”.

Bu karar, madenin yer altındaki hali ile yer üstündeki “stok” hali arasındaki mülkiyet ayrımını kesin olarak tescil etmektedir.

Hukuk doktrininde, madenlerin yer altından ayrılması (istihraç) eylemi, mülkiyetin “devletin hükmünden” “özel mülkiyete” geçiş anı olarak kabul edilir:

  • Mülkiyetin Dönüşümü: Devletten alınan izinle (işletme ruhsatı ve izni) çıkarılan maden, devletin kamusal mülkiyetinden ve “taşınmaz mal” niteliğinden kurtulur. Bu andan itibaren maden, taşınır mal (menkul mal) niteliğine bürünür ve kanuna uygun olarak çıkaran kişinin mülkiyetine geçer.
  • Ayrılmış Parça Statüsü: Maden cevheri, ana taşınmazdan (arzdan) ayrıldığı andan itibaren Türk Medeni Kanunu anlamında bağımsız bir taşınır eşya haline gelir ve ruhsat sahibinin malvarlığına dahil olur.

Maden Kanunu’nun bizzat kendisi de çıkarılan madenlerin özel bir mülkiyet konusu olduğunu kabul etmektedir:

  • Cevherlerin Rehni: Maden Kanunu’nun 39. maddesi, “madenlerden çıkarılan cevherlerin” rehnedilebileceğini ve bu durumun maden siciline kaydedileceğini hükme bağlar. Bir varlığın rehin (teminat) olarak gösterilebilmesi, o varlığın rehni veren kişiye ait bir “taşınır mülk” olmasını gerektirir. Eğer çıkarılan cevher halen devletin mülkiyetinde olsaydı, ruhsat sahibinin bu cevheri kendi borcu için rehnetmesi hukuken mümkün olmazdı.

Bu aşamadan sonra maden cevheri, ruhsat sahibinin ticari emtiası ve mülkiyeti altına girmiş kabul edilir. Dolayısıyla, sahadaki hazır stoklar üzerindeki idari tasarruflar, mülkiyet hakkının özüne müdahale teşkil edebilir.

  1. Maden Yönetmeliği Madde 40 Çerçevesinde Stokların Üç Farklı Hukuki Hali

Mevzuat, sahadaki stokların (pasa, bakiye, ekonomik değerli maden) idare veya üçüncü şahıslar tarafından değerlendirilmesini üç temel senaryoya ayırmıştır:

  1. Yürürlükteki Ruhsatlarda Üçüncü Şahıs Talebi ve Muvafakat Esası (Md. 40/3)

Aktif bir ruhsat sahasında, ruhsat sahibinin değerlendiremediği stokların (pasa, bakiye, cüruf vb.) bir başka özel şahıs veya şirket tarafından talep edilmesi halidir. Bu durumda iki katı güvence öngörülmüştür:

  • Muvafakat Şartı: İşlem için ruhsat sahibinin açık rızası/muvafakati aranır .
  • İhale Usulü: Muvafakat olsa dahi mal doğrudan devredilemez; Valilik tarafından ihale edilerek satılması ve gelirinin kamu hesaplarına aktarılması zorunludur .
  1. Ruhsatın Sona Ermesi Halinde Tasfiye ve Altı Aylık Süre (Md. 40/4)

Ruhsatın iptal, terk veya süre sonu nedeniyle sona ermesi halinde, eski ruhsat sahibine sahadaki stoklarını nakletmesi için altı aylık kesin bir süre tanınır .

  • Mücbir Sebep: Eğer terör, doğal afet gibi mücbir sebepler mevcutsa bu süre dondurulur .
  • İhale ile Satış: Altı aylık süre sonunda nakledilmeyen madenler “bedelsiz olarak kamuya geçmez”. Kanun, bu madenlerin de Valilikçe ihale ile satılmasını emrederek mülkiyet hakkının ekonomik değerini korur .
  1. Kamu Kurumlarının Proje Bazlı Hammadde Talebi (Md. 40/5)

Kamu kurumlarının büyük projeleri (yol, köprü, baraj vb.) için ruhsat sahasındaki atık veya pasaları kullanma talebidir.

  • Ek-16 Projesi: Kamu kurumu, bir proje kapsamında bu malzemeyi kullanmak istiyorsa “Yapı Hammaddesi Talep Projesi” ile MAPEG’e başvurmalıdır .
  • Tazminat Zorunluluğu: Kamu kurumu bu izni alsa dahi, Maden Kanunu’nun 7. maddesi gereği ruhsat sahibinin yaptığı “yatırım giderlerini” (üretim, kırma, işçilik maliyetleri) tazmin etmekle yükümlüdür .
  1. Faaliyetlerin Durdurulması Halinde Stok Yönetimi (Madde 32)

Maden Yönetmeliği’nin 32. maddesinin 11-14. fıkraları, üretimin durdurulduğu sahalarda stokların akıbetini düzenler:

  • Tespit Edilmiş Stok: Faaliyet durdurulmadan önce resmi heyetlerce tespit edilmiş stokun sevkiyatına idari izinle imkan tanınır (Md. 32/12) .
  • İzin Şartı: Durdurulan sahalarda MAPEG izni olmaksızın yapılan sevkiyatlar “kaçak maden sevkiyatı” veya “gerçek dışı beyan” kapsamında ağır cezalara tabidir .
  1. Kamu Kurumlarının Bedelsiz Kullanımının Hukuki Sonuçları

Kamu kurumlarının, Madde 40’taki “ihale” veya “muvafakat” süreçlerini işletmeksizin ve Madde 7’deki “tazminat” yükümlülüğünü yerine getirmeksizin hazır stokları kullanması hukuk tekniği açısından “Kamulaştırmasız El Atma” niteliğindedir .

  • Adli Yargı Sorumluluğu: Fiili el atma bir haksız fiil (tort) kabul edildiğinden, zararın tazmini için Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir .
  • Piyasa Değeri: Tazminatın miktarı, el konulan malzemenin (özellikle kırılmış/işlenmiş ise) piyasa rayiç bedeli üzerinden hesaplanmalıdır .
  1. Sonuç

Teorik çerçevede, ruhsat sahasında üretilmiş ve istiflenmiş her türlü maden cevheri ruhsat sahibinin mülkiyetindedir. Maden Yönetmeliği’nin 40. maddesi, bu stokların bedelsiz veya ihalesiz olarak kamuya geçmesini açıkça yasaklamıştır. Kamu kurumlarının “kamu yararı” adı altında dahi olsa, ruhsat sahibinin rızası veya mahkemece takdir edilen bir bedel ödenmeksizin hazır stoka el koyması, Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkının ve Maden Kanunu’nun 7. maddesindeki tazminat ilkesinin ihlalidir. Bu tür durumlarda işletmecinin tam yargı veya tazminat davası yoluyla zararını giderme hakkı hukuken güvence altındadır.

 

© 2016 Av. Ömer Günay

Avukat ÖMER GÜNAY

+90 536 892 51 45

omerguna@hotmail.com

Kızılay Mah. Necatibey Cad. 19/1 Çankaya - ANKARA