Türkiye madencilik ve enerji piyasası, son dönemde İliç ve Soma havzalarında yaşanan stratejik mülkiyet değişimleri ve sonuçsuz kalan dev ihalelerle kritik bir eşikten geçmektedir. Bir yanda 1,5 milyar dolarlık devasa bir nakit transferiyle el değiştiren altın madenleri, diğer yanda sembolik bedellerle devredilen ancak üretim krizleriyle gündeme gelen kömür işletmeleri; sektördeki “ticari meşruiyet” ile “kamusal sorumluluk” arasındaki dengeyi tartışmaya açmıştır.
Bu gelişmelerin hukuki zeminini oluşturan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 168. maddesi, her ne kadar tüm tabii kaynakları “Devletin hüküm ve tasarrufu” altında toplasa da, uygulamada bu anayasal ilkeden beslenen iki temel kanun (Maden Kanunu ve Enerji Piyasası Kanunu) taban tabana zıt yaklaşımlar sergilemektedir. Maden hukukunun ruhsatları “ticari bir meta” olarak gören esnek yapısı ile enerji hukukunun “arz güvenliği ve kamu hizmeti” odaklı katı denetim mekanizması arasındaki bu felsefi uçurum; İliç’te sorumluluğun finansallaşmasına, Soma’da ise istihdam ve üretim barışının sarsılmasına zemin hazırlamaktadır.
Aşağıdaki analiz; İliç (Çöpler), Soma (Polyak Eynez) ve Soma Termik Santrali vakaları üzerinden, devletin hüküm ve tasarrufundaki bu stratejik varlıkların devir süreçlerini, ekonomik menfaatler ve anayasal “kamu yararı” ilkesi ışığında mercek altına almaktadır.
- İliç (Çöpler) Madeni: Hisselerin Yerli Sermayeye Devri
- İşlemin Tarafları: SSR Mining, Türkiye’deki ana operasyonu olan Anagold Madencilik’teki %80 hissesini devretmek üzere bağlayıcı bir mutabakat zaptı imzalamıştır. Alıcı taraf, Türkiye merkezli Cengiz Holding iştirakidir.
- Finansal Bedel: Devir işlemi toplam 1,5 milyar dolar nakit karşılığında gerçekleşmektedir.
- Varlık Kapsamı: Satış; Çöpler ana sahası ile birlikte Çakmaktepe, Bayramdere, Mavialtın ve Tunçpınar projelerini, tüm maden ruhsatlarını ve tesisleri kapsamaktadır.
- Yeraltı Varlığı: Madende SSR Mining payına düşen 3,2 milyon ons altın rezervi ve 2,6 milyon ons altın kaynağı bulunmaktadır.
- Sorumluluk ve Maliyet: 13 Şubat 2024’teki kazadan bu yana rehabilitasyon için 149,3 milyon dolar harcanmıştır. Maden kapalı kaldığı sürece her çeyrek 35-40 milyon dolar bakım maliyeti üretmektedir. Satışla birlikte tüm çevresel ve hukuki yükümlülükler alıcıya geçmektedir.
- Soma (Polyak Eynez) Madeni: Çinli Yatırımcıya Devir ve Kriz
- İşlemin Tarafları: Hüsnü Özyeğin’in sahibi olduğu Fiba Grubu (Fina Holding), Polyak Eynez Enerji Üretim Madencilik A.Ş.’deki hisselerini devretmiştir. Alıcı, Çin merkezli Qitaihe Longcoal Mining firmasının Türkiye iştirakidir.
- Devir Şartları: Şirketin %70 hissesi Çinli firmaya geçmiştir. Satışın 100 TL gibi sembolik bir bedelle yapıldığı iddia edilmektedir; ancak işletmede 60 milyon avro değerinde ekipman bulunduğu kaydedilmiştir.
- İstihdam Değişimi: Devir sürecinde 1.700 işçi hakları ödenerek işten çıkarılmış, işletme 1.243 işçi ve yaklaşık 200 Çinli personelle yola devam etme kararı almıştır.
- Operasyonel Durum: Şubat 2026 itibarıyla maaş ödemelerinde yaşanan aksaklıklar ve teminat eksikliği nedeniyle üretim durmuş, işçiler direniş başlatmıştır. Şirket, ödeme güçlüğünü Çin’den para transferi zorluklarına bağlamıştır.
- Soma Termik Santrali: Sonuçsuz Kalan İhale
- İşlemin Konusu: Soma Termik Santrali’nin işletme haklarının devri için resmi ihale süreci yürütülmüştür.
- İhale Sonucu: Belirlenen şartlar dahilinde santrali işletmek üzere hiçbir yatırımcı teklif vermemiştir.
- Teknik Engel: Teklif gelmemesinin temel nedenleri arasında; santralin çevresel modernizasyon maliyetleri ve karbon emisyon standartlarına uyum için gereken yüksek yatırım tutarı yer almaktadır.
- Madenle Bağlantısı: Santralin ana yakıt tedarikçisi olması planlanan Polyak Eynez madenindeki mülkiyet değişimi ve yaşanan operasyonel krizler, santral için “yakıt güvenliği” riskini artırmış ve yatırımcı isteksizliğini tetiklemiştir.
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 168. maddesi, hem madenlerin hem de enerji kaynaklarının “Devletin hüküm ve tasarrufu” altında olduğunu hükme bağlayan ortak çatı maddedir. Ancak bu anayasal kaynaktan beslenen Maden Kanunu ve Enerji Piyasası Kanunu (EPK), işletme haklarının devri ve kamu yararı denetimi konularında taban tabana zıt felsefelerle kurgulanmıştır.
Aşağıda, her iki kanun arasındaki temel farklılıklar ve bu farklılıkların İliç ile Soma örneklerindeki somut yansımaları sunulmuştur:
- Maden Kanunu ve EPK: Temel Farklılıklar Tablosu
| Kriter | Maden Kanunu (Ticari Hak Odaklı) | Enerji Piyasası Kanunu (Kamu Hizmeti Odaklı) |
| Hukuki Niteliği | Bir mülkiyetin (ruhsatın) ticari dolaşımını esas alır. | Bir kamu hizmeti sunma imtiyazının sürekliliğini esas alır. |
| Devir Serbestisi | Bakanlık (MAPEG) onayı ile ruhsat veya hisse devri geniş ölçüde serbesttir. | Lisans devri kural olarak yasaktır; kontrol değişimi yaratan hisse devri sıkı EPDK onayına tabidir. |
| Kâr ve Satış Bedeli | Maden bir “emtia” gibi alınıp satılabilir; 1,5 milyar dolarlık İliç satışı buna örnektir. | Devir bedeli denetlenir; fahiş kârlar veya sembolik bedeller “kamu yararı” gereği reddedilebilir. |
| Sorumluluk Takibi | Devir ile birlikte riskler “yeni alıcıya” transfer edilir (Risk Transferi). | Eski lisans sahibi, yükümlülüklerini (rehabilitasyon vb.) tamamlamadan sahadan ayrılamaz. |
| İstihdam Güvencesi | Devir sırasında işçi hakları ikincil plandadır; Soma’daki gibi kitlesel işten çıkarmalar yaşanabilir. | “Hizmetin sürekliliği” esastır; personel haklarının korunması devir için ön şart koşulabilir. |
- Anayasa 168 Bağlamında “Kamu Yararı” Çelişkisi
Her iki kanun da kaynağını Anayasa m. 168’den almasına rağmen, “kamu yararı” kavramı farklı yorumlanmaktadır:
- Maden Kanunu’nda Kamu Yararı: Kaynağın bir an önce çıkarılıp ekonomiye kazandırılması (üretim odaklı) kamu yararı sayılmaktadır. Bu nedenle İliç’te kirleten firmanın 1,5 milyar dolar alıp gitmesi, “işletmenin yerli bir elle sürmesi” gerekçesiyle meşrulaştırılabilmektedir.
- EPK’da Kamu Yararı: Tüketicinin korunması, arz güvenliği ve kesintisiz hizmet kamu yararıdır. Eğer İliç bir enerji projesi olsaydı, ağır hizmet kusuru (felaket) işleyen firmanın lisansı iptal edilir ve kârla ayrılmasına izin verilmezdi.
- Somut Olaylardaki Yansımalar
İliç (Çöpler) Vakası:
- Maden Kanunu’na Göre: SSR Mining’in hisselerini 1,5 milyar dolara satıp ayrılması “ticari bir hak kullanımı” olarak meşrudur.
- EPK Kuralları Olsaydı: Bu satış, “sorumluluktan kaçış” ve “hizmet kusuru” sayılarak engellenir; firmanın rehabilitasyon tamamlanana kadar sahada kalması zorunlu tutulurdu.
Soma (Polyak Eynez) Vakası:
- Maden Kanunu’na Göre: İşletmenin sembolik bedelle Çinli gruba devri ve 1.700 işçinin çıkarılması idari olarak onaylanmıştır.
- EPK Kuralları Olsaydı: “Mali yeterlilik” ve “arz güvenliği” kriterleri gereği, maaş ödeme gücü olmayan bir yapıya devir izni verilmez; istihdam barışı korunurdu.
Soma Termik Santrali İhalesi:
- Maden Kanunu Etkisi: Yan taraftaki madenin (Polyak) bağımsız devri, santral için “yakıt belirsizliği” yaratmış ve ihaleyi boş bırakmıştır.
- EPK Kuralları Olsaydı: Maden ve santral “entegre tesis” olarak değerlendirilir, maden devri santrale yakıt sağlama garantisine bağlanırdı.
Nihai Tespit: Anayasa m. 168, devletin bu kaynaklar üzerinde “mutlak hakim” olduğunu söyler. Ancak Maden Kanunu bu hakimiyeti “özel sektörün alım-satım serbestisine” bırakırken; EPK, “devletin sıkı denetimi ve kamu hizmeti” odaklı kullanmaktadır. İliç ve Soma’daki tablo, madencilikte “ticari meşruiyetin” toplumsal ve çevresel “kamu yararının” önüne geçtiğini teyit etmektedir.
