
Maden Hukukunda Pasa, Bakiye Yığını ve Cürufların Hukuki Rejimi
Özet:
Türk maden mevzuatı, 3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde “pasa” kavramını salt bir atık olarak değil, işletme projesinin ayrılmaz bir parçası ve potansiyel bir ekonomik değer olarak tanımlamaktadır. Madenlerin heterojen yapısı gereği, cevher üretimi esnasında mevcut ekonomik ve teknik şartlara göre değerlendirilemeyen ancak “işletme gereği istihsal edilen” bu maddeler, yasal statü bakımından birer “altyapı tesisi” ve “bekletilen milli servet” hüviyetindedir.
Hukuki rejim; pasa, bakiye yığını ve cürufların, geçirildikleri son işlemden çıktıkları şekliyle ayrı ayrı muhafaza edilmesini, miktarlarının ve analiz raporlarının faaliyet raporları ile imalat haritalarında beyan edilmesini emreder. Bu muhafaza yükümlülüğüne aykırılıklar, ruhsat taban bedeli tutarında idari para cezasıyla müeyyideye bağlanmıştır. Mevzuat, atıl bekleyen bu stokların ekonomiye kazandırılması amacıyla; ruhsat sahibine “Pasa Değerlendirme İzin Belgesi” ile operasyonel yetki tanırken, kamu yatırımları için “bedelsizlik istisnası” ve üçüncü kişilere yönelik “muvafakatli satış” modelleriyle kamu yararı dengesini gözetmektedir.
Döngüsel ekonomi prensipleri uyarınca pasanın geri kazanımı, hem kaynak verimliliğini maksimize etmekte hem de maden sahalarının rehabilitasyon sürecindeki teknik başarıyı doğrudan belirlemektedir. Sonuç olarak Türk maden hukuku, pasayı bir çevresel yükümlülükten ziyade, stratejik bir hammadde rezervi ve sürdürülebilir madenciliğin asli bir bileşeni olarak kurgulamıştır.
1. Madencilik Faaliyetinin Asli Unsuru Olarak Pasa Üretimi
Madencilik faaliyeti, özü itibarıyla yeraltındaki sınırlı kaynakların ekonomiye kazandırılması sürecidir. Ancak doğadaki maden yatakları homojen bir yapıda olmayıp, yeraltında büyük jeolojik değişkenlikler gösterirler. Bu yapısal özellik, madencilik hukukunda “pasa” kavramını kaçınılmaz bir yasal statüye taşımaktadır.
1.1. Jeolojik Değişkenlik ve Madenlerin Heterojen Yapısı
Maden yatakları, içerisinde sadece saf cevher barındıran yapılar değildir. Cevher damarları; yan kayaçlarla, ekonomik değeri olmayan mineral topluluklarıyla veya düşük tenörlü bölgelerle iç içe geçmiş haldedir. Bu jeolojik gerçeklik nedeniyle:
Zorunlu İstihsal: Çoğu zaman üretilebilir ve ekonomik olan cevherin yanında, o günkü piyasa şartlarında ekonomik olmayan veya mevcut teknolojiyle ekonomik olarak ayrıştırılamayan malzeme de beraberinde üretilmek zorundadır.
Pasa Tanımının Kökeni: Madencilik terminolojisinde ve hukukunda “pasa” olarak adlandırılan bu materyal, madencilik faaliyetinin tali (rastlantısal) bir sonucu değil; maden yatağının doğal yapısından kaynaklanan asli ve kaçınılmaz bir bileşenidir.
1.2.Teknolojik ve Ekonomik Sınırların Belirleyiciliği
Pasa kavramı statik değil, dinamiktir. Maden Kanunu’nun 3. maddesindeki tanım, pasayı “mevcut şartlara göre işletilmesi mümkün olmayan” materyal olarak betimler. Bu durum, pasanın hukuki niteliğini belirleyen iki temel ölçütü ortaya koyar:
Teknolojik Kısıtlar: Mevcut zenginleştirme yöntemleriyle cevherden ayrıştırılamayan malzeme o an için pasadır.
Ekonomik Kısıtlar: Üretim maliyetinin, metal/maden piyasasındaki satış fiyatının üzerinde kaldığı tüm materyal “pasa” kategorisinde değerlendirilir.
1.3 Hukuki Statü: Atık Değil, Potansiyel Rezerv
Maden hukukunda pasanın, genel sanayi atıklarından ayrıldığı temel nokta burasıdır. Pasa, o günkü şartlarda ekonomik olmasa dahi, ileride gelişecek teknolojiler veya artacak piyasa fiyatları ile tekrar “cevher” statüsüne dönebilme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle mevzuat, pasanın bir atık gibi yok edilmesini değil, Madde 36 ve 40 uyarınca “ayrı ayrı muhafaza edilmesini” emreder. Bu muhafaza yükümlülüğü, pasanın “milli servet” olarak görüldüğünün ve geleceğe yönelik bir rezerv olarak tescil edildiğinin hukuki kanıtıdır.
1.4. Mermer üretiminde Düşük Blok Verimi ve “Ekonomik Pasa” Paradoksu
Mermer madenciliğinde pasa, sadece jeolojik örtü tabakası (dekapaj) değil, aynı zamanda blok boyutuna ulaşamayan parça mermerler, molozlar ve zayıf zonlardır.
- İşletme Verimliliğine Darbe: Devasa hacimlerdeki parça mermerlerin ocak içinde depolanması, manevra alanlarını kısıtlar ve “ayna” önlerinin kapanmasına yol açar. Bu durum, mermer madenciliğinde ayna ilerleme hızını düşürerek birim blok maliyetini artırır.
- Gizli Servet: Mermer pasası aslında kimyasal ve fiziksel olarak ana cevherle aynı özelliktedir. Bu nedenle mermer pasası, Maden Kanunu’nun 3. maddesindeki “ekonomik olmayan” tanımına teknik olarak uysa da, aslında mikronize kalsit, agrega veya suni mermer üretimi için hazır bir hammaddedir.
Fiziksel ve Çevresel Etkiler: “Beyaz Dağlar”
Mermer pasalarının çevre üzerindeki en belirgin etkisi görsel ve topografik tahribattır:
- Topografik Değişim: Mermer ocaklarının çevresinde oluşan devasa beyaz yığınlar, havzanın doğal morfolojisini kalıcı olarak değiştirir. Bu durum, özellikle turizm veya tarım potansiyeli yüksek bölgelerde ciddi sosyal tepkilere ve hukuki uyuşmazlıklara neden olur.
- Toz ve Sedimantasyon: Mermer işleme ve nakliyesi sırasında ortaya çıkan ince tozlar (pasa yığınlarından rüzgarla taşınanlar dahil), çevredeki bitki örtüsünün stomalarını kapatarak fotosentezi engeller ve tarımsal verimi düşürür.
- Yeraltı Suyu Rejimi: Büyük ölçekli pasa harmanları, yüzey sularının doğal akış yollarını değiştirerek yeraltı sularının beslenmesini etkileyebilir.
Hukuki ve Ekonomik Fırsat: Döngüsel Ekonomi
Mermer pasasının miktar olarak çokluğu, Maden Yönetmeliği’nin 40. maddesindeki “ekonomiye kazandırma” hükmünü mermer sektörü için zorunlu bir çıkış yolu haline getirmektedir:
- Yan Ürün Olarak Değerlendirme: Mermer pasalarının kırma-eleme tesislerinde işlenerek yapı hammaddesi (agrega) olarak kullanılması veya mozaik/mikronize tesislerine gönderilmesi, bu maddelerin “atık” statüsünden çıkıp “maden” statüsüne dönmesini sağlar.
- Rehabilitasyon Kolaylığı: Mermer pasaları, kimyasal olarak aktif olmadıkları (asit üretmedikleri) için, ocağın kapatılması safhasında boşluk doldurma (backfill) materyali olarak kullanılmaya en uygun malzemedir. Bu durum, Maden Kanunu Madde 32 kapsamındaki rehabilitasyon maliyetlerini minimize eder.
Metalik maden işletmeciliğinde, özellikle sülfürlü cevherlerin (bakır, kurşun, çinko vb.) zenginleştirilmesinde kullanılan flotasyon yöntemi neticesinde ortaya çıkan “flotasyon artıkları” (tailings), hem maden hukuku hem de çevre mevzuatı açısından en hassas ve yönetilmesi en zor materyal grubunu oluşturur. Mermer pasasından farklı olarak bu artıklar, fiziksel boyutlarının küçüklüğü ve ihtiva ettikleri kimyasal reaktifler nedeniyle özel bir hukuki rejim ve teknik denetim gerektirir.
1.5 Flotasyon Artığının Teknik ve Hukuki Statüsü
Maden mevzuatı kapsamında flotasyon artıkları, “bakiye yığını” veya “atık/artık” kategorisinde değerlendirilir.
- Fiziksel Durum: Cevher mikron mertebesinde öğütüldüğü için ortaya çıkan artık “çamur” formundadır. Bu durum, Maden Yönetmeliği’nin 40. maddesindeki “ayrı muhafaza” yükümlülüğünün, basit bir istiflemeden ziyade “Atık Barajı” inşasını zorunlu kılmasına yol açar.
- Hukuki Sorumluluk: Flotasyon artıkları, işletme ruhsatı devam ettiği sürece ruhsat sahibinin sorumluluğundadır. Ancak bu materyallerin yönetimi, Maden Kanunu’nun yanı sıra Maden Atıkları Yönetmeliği ve Çevre Kanunu ile iç içe geçmiş bir denetim sürecine tabidir.
Çevresel ve Operasyonel Zararlar: En Büyük Risk “Asit Maden Drenajı”
Flotasyon artıklarının yönetilmemesi, metalik madencilikte geri dönüşü olmayan felaketlere yol açabilir:
- Asit Maden Drenajı (AMD): Metalik madenlerin çoğu sülfürlü minerallerdir. Flotasyon artığındaki sülfürün su ve oksijenle teması sonucu sülfürik asit oluşur. Bu asit, çevredeki ağır metalleri çözerek yer altı sularına karışır. Bu süreç, çevre mevzuatı kapsamında “telafisi imkansız zarar” kategorisindedir.
- Kimyasal Kirlilik: Flotasyon sürecinde kullanılan toplayıcı, köpürtücü ve canlandırıcı reaktiflerin (ksantatlar, siyanür vb.) artıkla birlikte baraja gönderilmesi, baraj sızdırmazlığının hayati önem taşımasına neden olur.
- Baraj Çökme Riski: Flotasyon artıkları sıvı karakterli olduğu için baraj setlerindeki bir mühendislik hatası, çevreye ve yerleşim yerlerine yönelik büyük can ve mal kayıplarına (örn. Brezilya ve İliç örnekleri) yol açabilir.
Madencilik Ekonomisine Etkileri ve Döngüsel Ekonomi
Flotasyon artıkları sadece bir “atık” değil, bazen “ikincil bir rezervdir”:
- Ekonomik Kayıp: Teknolojinin yetersiz kaldığı dönemlerde barajlara gönderilen artıklar, bugünün teknolojisiyle tekrar işlenebilir. Bu nedenle, Maden Kanunu Md. 40 uyarınca bu artıkların analiz raporları ile kaydedilmesi, gelecekteki “Pasa Değerlendirme İzin Belgesi” süreçleri için kritiktir.
- Maliyet Yükü: Atık barajı inşası, sızdırmazlık katmanları ve sürekli izleme sistemleri, metalik madencilikteki yatırım maliyetinin önemli bir kısmını oluşturur.
- Dolgu Malzemesi Olarak Kullanım (Paste Backfill): Sürdürülebilir madencilikte flotasyon artıkları, çimento ile karıştırılarak yeraltı galerilerinin doldurulmasında kullanılır. Bu yöntem hem yer üstündeki atık yükünü azaltır hem de yeraltında tahkimat sağlayarak maden güvenliğini artırır.
1.6 Manyetik Seperasyon Artıklarının Teknik ve Hukuki Statüsü
Manyetik seperasyon sonucu oluşan bu maddeler, Maden Yönetmeliği kapsamında “bakiye yığını” veya “zenginleştirme artığı” olarak kabul edilir.
- Düşük Tenörlü Cevher Niteliği: Demir cevheri fiyatlarının ve teknolojinin değişkenliği göz önüne alındığında, bugün “artık” olarak ayrılan bu yığınlar, yarın için ikincil bir rezerv teşkil eder. Bu sebeple, Maden Kanunu’nun 40. maddesi uyarınca bu artıkların tenör ve miktar bazında ayrı ayrı muhafaza edilmesi stratejik bir zorunluluktur.
- Fiziksel Boyut: Manyetik ayırma genellikle yaş veya kuru yöntemle yapıldığından, artıklar ince kum veya mil boyutundadır. Bu durum, depolama alanlarında tozlanma veya sıvılaşma (liquefaction) risklerini beraberinde getirir.
Çevresel ve Operasyonel Etkiler
Demir cevheri artıklarının doğru yönetilmemesi durumunda ortaya çıkan başlıca sorunlar şunlardır:
- Yüksek Yoğunluk ve Stabilite Sorunları: Demir artıkları özgül ağırlığı yüksek materyallerdir. Depolama alanlarında (atık barajlarında veya yığınlarda) zemin üzerine binen yük çok fazladır. Mühendislik hatası durumunda bu yığınların kayması, çevre sahalar ve yerleşim yerleri için büyük bir risk oluşturur.
- Görsel ve Toprak Kirliliği: Demir oksitlerin karakteristik rengi (genellikle kırmızı veya kahverengi), çevredeki dere yataklarında veya tarım arazilerinde ciddi bir görsel kirliliğe ve toprak yapısının fiziksel değişimine neden olur.
- Tozlanma: Kuru manyetik seperasyon artıklarının rüzgarla taşınması, çevre yerleşim birimlerinde solunum yolu sorunlarına ve bitki örtüsünün fiziksel olarak kapanmasına yol açabilir.
Madencilik Ekonomisi ve Geri Kazanım Fırsatları
Manyetik seperasyon artıkları, “atık” olmaktan çıkıp “ürün” olmaya en yakın maden bakiyelerinden biridir:
- İnşaat Sektöründe Kullanım: Demir cevheri artıkları, yüksek yoğunluğu ve mineral yapısı nedeniyle ağır beton üretiminde, asfalt dolgularında veya çimento fabrikalarında hammadde olarak kullanılmaya oldukça uygundur. Bu durum, ruhsat sahibi için “Pasa Değerlendirme İzin Belgesi” ile ek gelir kapısı açar.
- Peletleme ve Sinterleme Girdisi: Bazı durumlarda bu artıklar, yeniden öğütülerek düşük tenörlü bir katkı maddesi olarak peletleme tesislerine geri döndürülebilir. Bu, maden ekonomisinde kayıp cevherin minimizasyonu anlamına gelir.
- Devlet Hakkı Muafiyeti ve Kamu Yararı: Eğer bu artıklar kamu kurumlarınca yol dolgusu veya baraj inşaatında kullanılırsa, Maden Yönetmeliği’nin 124. maddesi uyarınca bedelsiz devir ve Devlet hakkı muafiyeti söz konusu olur.
Hukuki Sorumluluk ve Denetim
Demir cevheri işletmecisi, seperasyon artıklarını faaliyet raporlarında miktar ve analiz bazlı beyan etmekle yükümlüdür. Bu artıkların çevreye yayılması veya izinsiz olarak “agrega” adı altında satılması durumunda;
- Maden Kanunu uyarınca “ruhsat taban bedeli” cezası,
- Çevre Kanunu uyarınca kirlilik cezası,
- Karayolları ve İmar Mevzuatı uyarınca kaçak malzeme kullanımı cezaları ile karşılaşılabilir.
Sonuç olarak; demir cevheri manyetik seperasyon artıkları, metalik madenlerin kimyasal riskleri ile mermer pasasının devasa hacim riskleri arasında bir yerde durmaktadır. Bu materyalin “ayrı muhafaza” edilmesi, sadece hukuki bir ödev değil, geleceğin demir-çelik ekonomisi için bir “rezerv yönetimi” stratejisidir.
1.7 Kömür Madenciliğinde Şlam
Kömür madenciliğinde, özellikle tüvenan kömürün safsızlıklardan (taş, toprak, marn) arındırılması amacıyla uygulanan Ağır Ortam Seperasyonu (Lavvar) prosesi neticesinde ortaya çıkan şlamlar, maden hukukunda yönetimi en zorlu “bakiye yığınları” arasında yer alır. Şlam, kömürün su ile zenginleştirilmesi sırasında oluşan, çok ince taneli (genellikle 0,5 mm altı) ve yüksek su içerikli atık çamurudur.
Bu materyalin mermer pasası veya demir artığından farkı, yüksek yanıcı madde içeriği ve sıvı akışkanlık karakteridir.
Şlamın Teknik ve Hukuki Statüsü
Maden mevzuatı kapsamında şlamlar, zenginleştirme işlemi sonucu ortaya çıkan “atık/artık” veya “bakiye yığını” statüsündedir.
- Ekonomik Değer ve Stoklama: Şlam, bünyesinde ciddi miktarda kömür tozu barındırdığı için aslında yüksek kalorili bir yakıt potansiyeline sahiptir. Bu nedenle Maden Kanunu Md. 40 uyarınca, şlamların çevre kirliliğine yol açmayacak şekilde şlam barajlarında ayrı muhafaza edilmesi ve miktarlarının beyan edilmesi zorunludur.
- Altyapı Tesisi Olarak Şlam Barajları: Şlamın depolandığı barajlar, ruhsat sahası içinde madencilik faaliyetinin devamı için gerekli olan “altyapı tesisi” ve “geçici yapı” niteliğindedir.
Madenciliğe ve Çevreye Zararları: “Kara Çamur” Riski
Şlamın usulüne uygun yönetilmemesi, hem işletme güvenliğini hem de çevreyi tehdit eder:
- Sıvılaşma ve Baraj Kazaları: Şlam barajları yüksek su içeriği nedeniyle stabilite kaybına karşı çok hassastır. Baraj setlerindeki bir sızıntı veya mühendislik hatası, şlamın “sıvı bir kütle” halinde akmasına (akışkan heyelan) ve vadi aşağısındaki her şeyi yutmasına neden olabilir.
- Yanma Riski: Şlam kuruduğunda bünyesindeki ince kömür tozları nedeniyle oksidasyona ve kendiliğinden yanmaya meyillidir. Bu durum, maden sahasında kontrol edilemeyen yangınlara ve yoğun hava kirliliğine yol açabilir.
- Su Kirliliği ve Askıda Katı Madde: Şlamın alıcı ortamlara (dere, nehir) karışması, suyun ışık geçirgenliğini tamamen yok eder ve su canlılarının solungaçlarını tıkayarak toplu ölümlere sebep olur.
Maden Ekonomisi ve Geri Kazanım Fırsatları
Şlam, madencilikte “atık”tan “gelir kalemi”ne dönüşme potansiyeli en yüksek maddedir:
- Kömür Briketleme ve Santral Yakıtı: Gelişen teknolojiyle birlikte şlamlar; kurutma, filtreleme ve briketleme işlemlerinden geçirilerek düşük maliyetli yakıta dönüştürülebilir. Bu durum, işletmeci için “Pasa Değerlendirme İzin Belgesi” ile ek bir ticari kazanç kapısıdır.
- Çimento Sektörü: Şlamlar, yüksek ısıl değerleri ve mineral içerikleri sayesinde çimento fırınlarında ek yakıt veya hammadde girdisi olarak kullanılabilir.
- Macun Dolgu (Paste Fill): Filtre edilen şlamın yeraltı ocak boşluklarına basılması, hem yer üstündeki baraj yükünü azaltır hem de sahanın rehabilitasyon (Md. 32) maliyetlerini düşürür.
Hukuki Sorumluluk ve İdari Müeyyideler
Şlam yönetimi hem Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) hem de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından çift taraflı denetlenir:
- Muhafaza Kusuru: Şlamın sahadaki döküm alanları dışında biriktirilmesi veya haritalarda gösterilmemesi durumunda MAPEG tarafından ruhsat taban bedeli cezası kesilir.
- Çevresel Kirlilik: Şlamın sızması veya kontrolsüz deşarjı durumunda, Çevre Kanunu uyarınca faaliyet durdurma ve ağır idari para cezaları uygulanır.
- Mali Yükümlülük: Şlamın satılması durumunda, elde edilen gelir üzerinden ilgili kömür grubuna (IV. Grup b) uygun olarak Devlet hakkı tahakkuk ettirilir.
Sonuç olarak; kömür şlamları, metalik madenlerin kimyasal zehirliliği ile mermerin görsel kirliliği arasında; “yanıcı ve akışkan” karakteriyle kendine has bir risk grubundadır. Bu materyali doğru yönetmek, işletmeci için sadece bir yükümlülük değil, aynı zamanda ciddi bir enerji geri kazanım stratejisidir.
2. Madencilikte Yan Ürün ve Atık Kavramına Hukuki Yaklaşım
Genel hukuk disiplinlerinde “atık”, sahibinin kurtulmak istediği, ekonomik ömrünü tamamlamış veya çevre için risk teşkil eden maddeleri ifade ederken; maden hukuku özelinde pasa, bu genel tanımdan keskin bir şekilde ayrılır.
2.1. Pasanın “Atık” (Waste) Kavramından Farkı
Uluslararası literatürde ve genel çevre mevzuatında “atık”, bertaraf edilmesi gereken bir yükümlülük olarak görülür. Ancak Türk Maden Mevzuatı (Kanun Md. 3, 36 ve Yönetmelik Md. 40), pasayı bir yükümlülükten ziyade “ertelenmiş bir ekonomik değer” olarak konumlandırır.
- Zorunluluk vs. İrade: Genel atıklarda maddeyi üretmek bir amaç değilken; pasada, cevhere ulaşmak için materyalin yerinden çıkarılması “işletme gereği” olan hukuki bir zorunluluktur.
- Hukuki Akıbet: Bir madde “atık” olarak nitelendirildiğinde Çevre Kanunu’nun “bertaraf” hükümleri öncelik kazanırken; “pasa” olarak nitelendirildiğinde Maden Kanunu’nun “muhafaza ve ekonomiye kazandırma” hükümleri devreye girer.
- Ayrı Muhafaza İlkesi: Mevzuatın, pasanın “geçirildiği son işlemden çıktığı şekliyle ayrı ayrı muhafaza edilmesini” emretmesi (Md. 40), onun bir çöp/atık değil, ileride işlenecek bir hammadde stoğu olduğunu tescil eder.
2.2 “Ekonomik Değer Potansiyeli” ve Dinamik Cevher Tanımı
Pasa, statik bir madde değildir; maden hukukunda “potansiyel rezerv” olarak kabul edilir. Bu potansiyeli belirleyen iki temel unsur mevcuttur:
- Teknolojik Gelişim ve Eşik Tenörü: Bugünün teknolojisiyle ayrıştırılamayan veya “eşik tenör” (cut-off grade) altında kalan materyal, yarın yeni bir zenginleştirme yöntemiyle yüksek karlı bir cevhere dönüşebilir. Hukuk sistemi, bu ihtimali korumak adına pasanın ruhsat sahasında kalmasını ve belgelenmesini (analiz raporları, haritalar vb.) şart koşar.
- Piyasa ve Emtia Fiyatları: Maden fiyatlarındaki küresel artış, dün “maliyet” olan pasayı bugün “kar merkezi” haline getirebilir. Yönetmelik Md. 40/2’de düzenlenen “Pasa Değerlendirme İzin Belgesi”, bu ekonomik değerin realizedilmesi (gerçeğe dönüştürülmesi) için öngörülmüş idari bir mekanizmadır.
2.3 Hukuki Sonuç: Altyapı Tesisi Statüsü
Pasanın bir atık değil, üretimin asli parçası olduğunun en somut kanıtı; yönetmelikte “pasa döküm alanlarının” birer altyapı tesisi olarak tanımlanmasıdır.
- Bu statü sayesinde pasa, ruhsat süresiyle sınırlı olmak kaydıyla şantiye binası veya kuyu tesisi gibi “geçici yapı” hüviyeti kazanır.
- Böylece, pasanın depolandığı alanlar üzerindeki tasarruf, genel mülkiyet kurallarından ziyade “maden ruhsat hukuku” prensiplerine tabi kılınır.
3.Pozitif Hukukta Tanımlar ve Maddi Kapsam
Türk maden mevzuatı, üretim sürecinin farklı aşamalarında ortaya çıkan maddeleri türlerine ve oluşum şekillerine göre kategorize etmiştir. Bu ayrım, her bir maddenin tabi olduğu hukuki rejimi doğrudan etkilemektedir.
3.1 Kanuni Tanım (Maden Kanunu Madde 3): Pasa
3213 sayılı Maden Kanunu’nun 3. maddesi, pasayı şu şekilde tanımlayarak hukuki sınırlarını çizmiştir:
“Pasa: Mevcut ekonomik ve teknik şartlara göre işletilmesi mümkün olmayan, ancak işletme gereği istihsal edilen maddeyi ifade eder.”
Bu kanuni tanım, pasanın hukuk dünyasındaki yerini iki temel sütuna dayandırır:
- Objektif Kriter (Ekonomik ve Teknik Şartlar): Pasa, piyasa fiyatları veya mevcut teknolojik imkanlar (örneğin cevheri ayrıştırma yeteneği) nedeniyle o an için “maden” olarak satılamayan maddedir.
- Subjektif Kriter (İşletme Gereği İstihsal): Pasa üretimi ihtiyari bir faaliyet değildir; ana cevhere ulaşmak için yerinden oynatılması zorunlu olan “örtü tabakası” veya “yan kayaç” statüsündedir.
3.2 Yönetmelik Ayrımı: Teknik ve Hukuki Tasnif
Maden Yönetmeliği, Kanun’daki genel tanımı genişleterek, madenciliğin “müteakip safhalarında” (zenginleştirme, metalürji vb.) ortaya çıkan maddeleri de kapsama dahil etmiştir. Bu noktada dört temel kavram karşımıza çıkar:
| Kavram | Teknik Mahiyeti | Hukuki Statüsü |
| Pasa | Maden ocağından (açık veya yeraltı) cevherle birlikte veya cevhere ulaşmak için çıkarılan ham kayaç/toprak. | Madencilik faaliyetinin asli ve zorunlu bir parçası; potansiyel rezerv. |
| Bakiye Yığını (Tailing) | Zenginleştirme tesislerinde (flotasyon, sallantılı masa vb.) cevherin alınmasından sonra kalan ince taneli materyal. | Tesis çıktısıdır; çevre mevzuatı ile maden mevzuatının kesişim noktasındadır. |
| Atık / Artık | Cevherin fiziksel veya kimyasal işlemlere tabi tutulması sonucu ortaya çıkan, ekonomik değeri düşük kalıntılar. | Bertarafı veya muhafazası özel teknik raporlara ve çevresel izinlere tabidir. |
| Cüruf | Cevherin ergitilmesi (metalürjik işlemler) sırasında metalden ayrılarak üstte biriken camsı/mat yapıdaki kalıntı. | Sanayi ürünü niteliğinde olup, Maden Kanunu kapsamında “ayrı muhafaza” rejimine tabidir. |
3.3 Kavramsal Bütünlük ve Maddi Kapsam
Yönetmeliğin 40. maddesi, bu farklı teknik terimleri “Pasa, bakiye, atık/artık ve cüruflar” şeklinde tek bir hukuki paket altında toplar. Bu bütüncül yaklaşımın hukuki gerekçesi, maddelerin oluşum süreçleri farklı olsa da, hepsinin ortak bir kadere tabi olmasıdır:
- Hepsi “cevher, metal veya ekonomik değer” ihtiva edebilir.
- Hepsi “geçirildikleri son işlemden çıktıkları şekliyle ayrı ayrı” muhafaza edilmek zorundadır.
Bu noktada, IV. Grup (ç) bendi kapsamındaki madenlerin (radyoaktif maddeler vb.) atıklarının, Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) denetimine tabi tutularak genel rejimden ayrıştırılması, mevzuatın maddi kapsamdaki hassasiyetini göstermektedir.
4.Altyapı Tesisi Olarak Pasa Döküm Alanları ve Geçici Yapı Statüsü
Maden Yönetmeliği’nin tanımlar bölümünde (Altyapı Tesisi başlığı altında) yapılan düzenleme uyarınca; yol, su, haberleşme hattı gibi unsurlarla birlikte “pasa döküm alanı” da altyapı tesisi kapsamında sayılmıştır. Bu statünün hukuki sonuçları şu başlıklar altında incelenebilir:
4.1 “Geçici Yapı” Niteliği ve Ruhsat Süresiyle Sınırlılık
Pasa döküm alanları, maden işletme faaliyetinin devamlılığı için zorunlu olan, ancak ruhsat süresi sona erdiğinde (veya saha rehabilite edildiğinde) ortadan kalkması beklenen alanlardır.
- Hukuki Süre: Bu alanların kullanım hakkı, temditler (süre uzatımları) dahil ruhsat süresiyle sınırlıdır. Ruhsat sona erdiğinde, bu alanlar üzerindeki altyapı tesisi statüsü de kural olarak sona erer ve Madde 36 ile 40’taki tasfiye süreci (6 aylık tahliye süresi) başlar.
- İmar Kanunu Muafiyeti: Pasa döküm alanlarının “geçici yapı ve tesis” olarak kabul edilmesi, bu alanların İmar Kanunu kapsamındaki kalıcı yapılaşma hükümlerine tabi olmamasını, maden ruhsatı ve işletme projesi çerçevesinde değerlendirilmesini sağlar.
4.2 İşletme Projesinin Ayrılmaz Parçası (Mütemmim Cüz)
Pasa döküm alanlarının altyapı tesisi sayılması, bu alanların işletme projesinde yer almasını zorunlu kılar.
- Projelendirme: Pasanın nerede, hangi hacimde ve hangi güvenlik önlemleriyle (şev açısı, basamak yüksekliği vb.) depolanacağı işletme projesinde belirtilmelidir.
- İzinsiz Alan Kullanımı: Proje dışı bir alanın pasa dökümü için kullanılması, sadece çevre kirliliği değil, aynı zamanda “onaylı projeye aykırı faaliyet” (Maden Kanunu Md. 24) kapsamında değerlendirilerek idari yaptırımlara konu olur.
4.3 Mülkiyet ve İzinler Bakımından Avantajlar
Altyapı tesisi statüsü, işletmeciye ruhsat sahası dışındaki alanlarda da belirli haklar tanıyabilir:
- Mera ve Orman İzinleri: Pasa döküm alanları altyapı tesisi kabul edildiği için, bu alanların mera tahsis amacı değişikliği veya orman izin süreçlerinde “madencilik faaliyeti için zorunlu tesis” kapsamında değerlendirilmesi mümkün olur.
- Kamulaştırma: Eğer ruhsat sahası içinde uygun döküm alanı yoksa ve özel mülkiyete konu bir alanın bu amaçla kullanılması zorunluysa, bu alanların “maden altyapı tesisi” (pasa döküm alanı) olarak kamulaştırılması veya irtifak hakkı tesisi, kamu yararı kararı alınması şartıyla mümkündür.
4.4 Operasyonel ve Hukuki Sorumluluk
Pasa döküm alanlarının “tesis” olarak kabul edilmesi, buralardaki güvenliğin de tesis güvenliği standartlarında olmasını gerektirir:
- Can ve Mal Güvenliği: Pasa döküm alanlarında meydana gelebilecek bir kayma veya çevresel sızıntı, “tesis işletme kusuru” olarak değerlendirilir.
- Rehabilitasyon Yükümlülüğü: Altyapı tesisleri geçici olduğu için, faaliyet bittiğinde Maden Kanunu Md. 32 uyarınca bu alanların doğaya yeniden kazandırılması (rehabilitasyonu) işletmecinin nihai yasal borcudur.
5. Pasa ve Atıkların Muhafazasına İlişkin Yükümlülükler
Mevzuat, madencilik süreci sonucunda ortaya çıkan her türlü yan ürünü, rastgele birer atık olarak değil; potansiyel birer ekonomik değer olarak kabul eder. Bu kabulün en somut hukuki tezahürü ise “Ayrı Muhafaza İlkesi”dir.
5.1. Ayrı Muhafaza İlkesi: “Son İşlemden Çıktığı Şekliyle” Korunma
Maden Yönetmeliği Madde 40/1 uyarınca, işletmeci; pasa, atık/artık, bakiye yığını ve cürufları “geçirildikleri son işlemden çıktıkları şekliyle ayrı ayrı muhafaza etmek” zorundadır. Bu ilkenin üç temel hukuki amacı bulunmaktadır:
- Heterojenliğin Korunması: Farklı nitelikteki pasaların veya cürufların birbirine karıştırılması, gelecekte bu maddelerin tekrar işlenmesini imkansız hale getirebilir veya maliyetini artırabilir. Hukuk, bu maddelerin “teknik saflığını” korumayı amaçlar.
- Geri Kazanım Kolaylığı: İlerleyen teknoloji ile bu stoklar değerlendirilmek istendiğinde (Pasa Değerlendirme İzin Belgesi ile), her bir grubun metalürjik özellikleri biliniyor olmalıdır. Ayrı muhafaza, bu ekonomik dönüşümün teknik altyapısını hazırlar.
- Çevresel Risk Yönetimi: Farklı kimyasal özelliklere sahip atıkların (örneğin asit üretme potansiyeli olanlar ile nötr olanlar) birbirine karışması, kontrol edilemeyen kimyasal reaksiyonlara yol açabilir. Ayrı muhafaza, çevresel risklerin izole edilmesini sağlar.
5.2 Belgeleme ve Şeffaflık Yükümlülüğü
Ayrı muhafaza edilen bu materyallerin hukuken “maden hukuku” kapsamında kalabilmesi için sadece fiziksel olarak ayrılmaları yetmez; aynı zamanda idari kayıt altına alınmaları gerekir:
- Miktar ve Fizikî Özellikler: Stoklanan malzemenin tonajı ve fiziksel yapısı kayıt altında olmalıdır.
- Analiz Raporları: Usulüne uygun alınmış numunelerin laboratuvar sonuçları dosyalanmalıdır.
- Harita ve Planlar: Döküm alanları, imalat haritalarında ve faaliyet raporlarında net bir şekilde işaretlenmelidir.
5.3 İdari Para Cezası: Ruhsat Taban Bedeli Müeyyidesi
Mevzuat, bu muhafaza yükümlülüğünü “düzenleyici bir işlem” olmanın ötesine taşıyarak ağır bir yaptırıma bağlamıştır. Kanun’un 36. ve Yönetmeliğin 40. maddesine aykırı hareket edenlere (ayrı muhafaza etmeyen, haritada göstermeyen veya analiz raporu sunmayanlara) “işletme ruhsat taban bedeli” tutarında idari para cezası verilir.
- Hukuki Niteliği: Bu ceza, fiilin yarattığı zarara bakılmaksızın uygulanan şekli bir yaptırımdır. Ruhsat sahibinin beyan yükümlülüğüne ve projelendirme disiplinine aykırı davranmasının bir sonucudur.
- Belgeleme ve Şeffaflık: Analiz raporları, plan ve haritalarda gösterim, faaliyet raporlarına işleme.
- Çevresel Sınır: Çevre kirliliği açısından mahzur teşkil etmeme şartı.
5.4. Pasanın Değerlendirilmesi ve İzin Süreçleri
- Pasa Değerlendirme İzin Belgesi: Genel Müdürlükten (MAPEG) izin alma prosedürü.
- Yetkilendirilmiş Tüzel Kişi (YTK) Rolü: Teknik rapor hazırlama ve halihazır harita zorunluluğu.
- İstisnai Haller: V. Grup madenlerde ve zaruri üretim izni olan sahalarda pasa değerlendirme yasağı.
5.5. Pasa Üzerindeki Tasarruf Hakkının Sona Ermesi
- Ruhsatın Sona Ermesi Durumunda “Altı Aylık Tahliye Süresi”: Mücbir sebepler ve hukuki sonuçlar.
- Tahliye Edilmeyen Materyalin Akıbeti: Valilik kanalıyla ihale ve satış süreci.
- Ekonomik Değeri Olmayan Materyal: Maden Kanunu Madde 32 (Rehabilitasyon) kapsamında değerlendirme.
6. Üçüncü Kişilerin ve Kamu Kurumlarının Pasa Üzerindeki Hakları
6.1 Muvafakatli Satış:
Maden hukukunda pasa, bakiye yığını ve cürufların muhafazası ile değerlendirilmesi süreçleri, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki hassas dengenin yasal bir tezahürüdür. Mevzuat, ruhsat sahasında biriken bu materyallerin sadece ruhsat sahibi tarafından değil, belirli şartlar altında üçüncü şahıslar veya kamu kurumları tarafından da ekonomiye kazandırılmasına imkan tanımaktadır.
Ruhsat sahasında bulunan ve cevher, metal veya ekonomik değer ihtiva eden ancak günün şartlarında teknik veya ekonomik olarak ruhsat sahibi tarafından değerlendirilemeyen stoklar için “Muvafakatli Satış” mekanizması işletilir. Bu sürecin temel şartı, ruhsat sahibinin bu materyaller üzerindeki tasarruf hakkından feragat ederek satışa muvafakat etmesidir. Ruhsat sahibinin rızasının alınması ve başka şahıs veya şirketlerin bu stoklara yönelik değerlendirme taleplerinin bulunması halinde, söz konusu stoklar Valilik tarafından ihale yoluyla satışa çıkarılır. Bu ihale sürecinden elde edilen gelir, büyükşehir olan illerde ilgili muhasebe birimine, diğer illerde ise İl Özel İdaresine aktarılır. Bu model, ruhsat sahibinin değerlendiremediği bir değerin piyasaya arzını sağlarken, yerel idareler için de bir mali kaynak yaratmaktadır.
Öte yandan, kamu kurum ve kuruluşları için mevzuatta daha geniş kapsamlı bir imtiyaz öngörülmüştür. Eğer ruhsat sahibi pasayı değerlendiremiyorsa veya bu materyallere yönelik onaylı bir projesi bulunmuyorsa, bir kamu kurumu kendi projesi kapsamında bu pasaları kullanmak isteyebilir. Bu durumda kamu kurumu, Yapı Hammaddesi Talep Projesi ile Genel Müdürlüğe müracaat eder. Uygun bulunması halinde, ruhsat sahasındaki bu materyallerin kamu yatırımlarında kullanılmasına izin verilir. Bu sürecin en dikkat çekici yanı, kamu kurumlarının bu materyalleri bedelsiz olarak kullanabilmesi ve bu kullanım için Devlet hakkı ödenmemesidir. Bu düzenleme, kamu yatırımlarının maliyetini düşürmeyi amaçlayan bir “kamu yararı” önceliğini yansıtır.
Üçüncü kişilerin veya kamu kurumlarının ruhsat sahasındaki bu stokları alması veya işlemesi sırasında, mevcut ruhsat sahibinin asıl madencilik faaliyetlerinin engellenmemesi asıldır. Valilik, ihaleyi alan veya izni kullanan tarafın faaliyetlerini; can ve mal güvenliği ile çevresel tedbirleri gözeterek ve mevcut ruhsat sahibinin operasyonlarını aksatmayacak şekilde koordine etmekle yükümlüdür. Böylelikle, aynı saha üzerinde birden fazla ekonomik faaliyetin çatışmadan yürütülmesi hukuki güvence altına alınmış olur.
6.2 Kamu Yatırımlarında Kullanım:
Maden mevzuatı, kamu hizmetlerinin hızlı ve düşük maliyetle yürütülmesini sağlamak amacıyla, ruhsat sahalarında atıl bekleyen pasaların kamu yatırımlarında değerlendirilmesine yönelik özel bir imtiyaz tanımıştır. Bu mekanizma, madencilik faaliyetinin özel hukuk boyutunu aşan bir “kamu yararı” istisnası olarak nitelendirilebilir.
Maden Yönetmeliği’nin 40. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, günün şartlarında teknik veya ekonomik olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan ya da ruhsat sahibince değerlendirilmesine yönelik somut bir projesi bulunmayan pasa, bakiye, atık ve cüruflar kamu kurumlarının radarına girebilir. Bir kamu kurum ve kuruluşu, yürüttüğü bir proje (karayolu, demiryolu, baraj dolgusu, liman inşaatı vb.) kapsamında bu materyallere ihtiyaç duyarsa, ruhsat sahibinin rızasını beklemeksizin idari bir süreç başlatabilir. Bu süreçte kamu kurumu, “Yapı Hammaddesi Talep Projesi” (Ek-16) ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) müracaat eder.
Yapılan başvurunun Genel Müdürlükçe uygun bulunması kaydıyla, sahadaki pasaların kamu projesinde kullanılmasına izin verilir. Bu iznin en kritik boyutu maliyet avantajıdır; zira bu madenlerin kamu kurum ve kuruluşlarınca bedelsiz olarak kullanılması durumunda herhangi bir Devlet hakkı tahakkuk ettirilmez. Bu durum, Maden Yönetmeliği’nin 124. maddesi ile de desteklenen bir muafiyettir. Ancak bu kullanımın “ticari bir satış” değil, doğrudan “kamu projesine tahsis” olması şarttır.
Söz konusu pasaların sahadan sevkiyatı aşamasında ise denetim mekanizması işletilmeye devam eder. Bu kapsamda yapılacak tüm sevkiyatlar için Genel Müdürlükten sevk fişi alınması zorunludur. Ayrıca, Yönetmeliğin 124. maddesi uyarınca, Genel Müdürlükçe belirlenen veya faaliyet raporlarında beyan edilen pasaların stoktan sevkiyatı yapılması esnasında daimi nezaretçi atanma şartı aranmaz. Bu düzenleme, kamu yatırımlarındaki bürokratik yükü hafifletmeyi amaçlayan önemli bir operasyonel kolaylıktır.
Böylelikle, maden işletmecisi için bir depolama yükü ve çevresel risk faktörü olan pasalar; devlet için stratejik bir yapı hammaddesine dönüşmekte, “milli servetin korunması” ilkesi kamu yatırımları üzerinden hayat bulmaktadır.
6.3 Ruhsat Hukukundan Önce Oluşan Pasalar:
Maden hukukunda zaman bakımından en karmaşık durumlardan biri, bir ruhsat sahasında mevcut ruhsat hukukundan önce oluşmuş pasa, bakiye ve cüruf yığınlarının varlığıdır. Bu materyaller, genellikle eski ruhsat sahiplerinden kalan veya kaçak üretim sonucu ortaya çıkan, mülkiyeti tartışmalı ve hukuki statüsü “terk edilmiş” olarak kabul edilen değerlerdir.
Maden Yönetmeliği’nin 40. maddesinin 6. fıkrası, bu tür pasaların ekonomiye kazandırılması ile mevcut ruhsat sahibinin hakları arasındaki dengeyi hassas bir şekilde düzenlemiştir. Mevzuat uyarınca, ruhsat hukuku devam eden bir sahada, bu ruhsat döneminden önce oluşmuş pasalar üzerinde mevcut ruhsat sahibinin doğrudan bir mülkiyet iddiası bulunmamaktadır. Bu materyaller, sahanın geçmişten gelen bir mirası olarak kabul edilir ve Valilik tarafından ihale yoluyla satışa çıkarılabilir.
Ancak bu noktada, ihale ile pasayı alan tarafın faaliyetleri ile mevcut ruhsat sahibinin devam eden maden üretimi arasında bir çatışma riski doğmaktadır. Kanun koyucu bu riski bertaraf etmek adına, ihaleyi alan tarafın yapacağı faaliyetlerin, sahadaki mevcut ruhsat sahibinin çalışmalarına engel olmayacak şekilde yürütülmesini emretmektedir. Valilik, ihale sürecinden sonra bu koordinasyonu sağlamakla görevli asli mercidir.
En kritik unsur ise can ve mal güvenliğidir. Mevcut ruhsat sahibi, kendi faaliyet alanı içerisinde fenni kurallara ve projesine uygun bir çalışma yürütmek zorundadır. Sahaya dışarıdan bir üçüncü kişinin (ihale alıcısının) girerek iş makinesi çalıştırması veya kamyonlarla sevkiyat yapması, sahanın iş sağlığı ve güvenliği dengesini bozabilir. Bu nedenle, ihaleyi alan tarafın tüm faaliyetlerini can ve mal güvenliği ile çevresel tedbirleri eksiksiz alarak yapması şart koşulmuştur. Bu durum, ruhsat sahibinin “hukuki güvenliği” ile ihaleyi alanın “ticari hakkı” arasındaki zorunlu bir dengedir.
Bu düzenleme ile bir yandan sahalarda atıl bekleyen ve çevre kirliliği riski taşıyan eski pasaların temizlenmesi ve ekonomiye kazandırılması sağlanırken; diğer yandan yeni yatırımcının (mevcut ruhsat sahibinin) faaliyet alanı ve iş güvenliği sınırları korunmaktadır.
7. Mali Yükümlülükler ve İdari Müeyyideler
7.1Devlet Hakkı
. Pasanın ekonomik bir emtiaya dönüşmesi durumunda uygulanacak mali rejim, Maden Yönetmeliği’nin 40. ve 124. maddeleri çerçevesinde şu şekilde tahlil edilebilir:
- Devlet Hakkı: Pasanın Ticari Değere Dönüşümü
Mevzuat uyarınca, maden sahalarında stoklanan pasaların veya zenginleştirme işlemi sonucunda oluşan bakiye/atıkların tekrar işlenerek satılması durumunda Devlet Hakkı alınması esastır.
- Hesaplama Esası: Devlet hakkı, pasanın veya atığın işlenmesi sonucu elde edilen uç ürünün (konsantre veya metal) satış bedeli üzerinden, ilgili maden grubuna ait oranlar dahilinde tahakkuk ettirilir. Bu durum, pasanın “maden” vasfını yeniden kazandığı anın mali miladıdır.
- Bedelsizlik İstisnası: Kamu yararı ilkesi gereği, Maden Yönetmeliği’nin 124. maddesinde özel bir muafiyet tanınmıştır. Pasaların kamu kurum ve kuruluşları tarafından, Genel Müdürlük izni ile doğrudan kamu projelerinde ve bedelsiz olarak kullanılması durumunda Devlet hakkı alınmaz. Bu istisna, kamu yatırımlarının maliyetini minimize etmeyi hedefler.
- İdari Müeyyideler: Muhafaza ve Beyan Kusurları
Maden Kanunu ve Yönetmeliği, pasa yönetimini sadece bir hak değil, sıkı bir ödev olarak kurgulamıştır. Bu ödevlerin ihlali durumunda öngörülen yaptırımlar oldukça ağırdır:
- Muhafaza ve Bildirim Yükümlülüğüne Aykırılık: Maden Kanunu Madde 36 ve Yönetmelik Madde 40 uyarınca; pasa, bakiye, atık ve cürufları “ayrı ayrı muhafaza etmeyen”, bunların miktarlarını ve analiz raporlarını faaliyet raporlarında beyan etmeyen veya imalat haritalarında göstermeyen ruhsat sahiplerine işletme ruhsat taban bedeli tutarında idari para cezası verilir.
- Yaptırımın Amacı: Bu ceza, idarenin denetim yetkisini korumayı ve sahadaki potansiyel rezervin (pasanın) kaybolmasını veya zayi edilmesini önlemeyi amaçlayan koruyucu bir müeyyidedir.
- İhale ve Satış Sonrası Yaptırımlar: Valilik tarafından ihale edilen veya kamu kurumlarına tahsis edilen pasaların sevkiyatı sırasında “sevk fişi” kullanılmaması veya belirlenen alan dışına döküm yapılması durumunda, hem Maden Kanunu hem de ilgili Çevre Mevzuatı uyarınca ek idari yaptırımlar (faaliyet durdurma, idari para cezası vb.) devreye girer.
- Operasyonel Kolaylık: Daimi Nezaretçi Muafiyeti
Mali yükümlülüklerin takibi ve beyanı aşamasında işletmeciye tanınmış bir kolaylık olarak; Yönetmeliğin 124. maddesi uyarınca, Genel Müdürlük tarafından belirlenen veya faaliyet raporlarında beyan edilen pasaların stoktan sevkiyatı yapılması esnasında daimi nezaretçi atanma şartı aranmaz. Bu düzenleme, ekonomik değeri cevhere göre daha düşük olan bu materyallerin sevkiyat maliyetlerini ve bürokratik yükünü azaltmaya yöneliktir.
7.2 Bedelsizlik İstisnası ve Devlet Hakkı Muafiyeti
Normal şartlar altında, bir maden sahasından çıkarılan her türlü materyalin ticari amaçla satılması veya işlenmesi “Devlet Hakkı” ödenmesini gerektirir. Ancak kamu kurumlarının yürüttüğü stratejik projeler söz konusu olduğunda, Maden Yönetmeliği’nin 124. maddesi ve 40. maddesinin 5. fıkrası ile bu kurala önemli bir istisna getirilmiştir.
- Muafiyetin Şartları ve Kapsamı
Kamu kurum ve kuruluşlarının bu muafiyetten yararlanabilmesi için belirli yasal şartların bir arada bulunması gerekir:
- Kullanım Amacı: Pasaların, bakiye yığınlarının veya cürufların doğrudan bir kamu projesinde (yol, köprü, baraj, demiryolu vb.) hammadde olarak kullanılması zorunludur.
- Bedelsiz Kullanım: Kamu kurumunun bu materyaller için ruhsat sahibine veya üçüncü bir tarafa herhangi bir bedel ödememesi gerekir. Materyalin sahadan alınması tamamen bedelsiz gerçekleşmelidir.
- Genel Müdürlük İzni: Muafiyet kendiliğinden oluşmaz; MAPEG tarafından “Yapı Hammaddesi Talep Projesi”nin onaylanmış ve sevkiyat için gerekli izinlerin verilmiş olması şarttır.
- Devlet Hakkı Alınmaması İlkesi
Maden Yönetmeliği’nin 124. maddesi açıkça; “Bu madenlerin, kamu kurum ve kuruluşlarınca Genel Müdürlüğün izni ile bedelsiz olarak kullanılması durumunda Devlet hakkı alınmaz” hükmünü amirdir.
- Ekonomik Gerekçe: Bu düzenleme ile devlet, bir cebinden çıkan parayı (kamu yatırım maliyeti) diğer cebine (devlet hakkı geliri) koymak yerine, projenin toplam maliyetini düşürerek doğrudan kamu kaynağını korumaktadır.
- KDV ve Diğer Harçlar: Bedelsiz devir ve devlet hakkı muafiyeti, bu işlemin ticari bir satış olmamasından kaynaklanır. Dolayısıyla, faturalandırılan bir satış olmadığı için bu süreç mali bir yükümlülük doğurmaz.
- Operasyonel Kolaylık: Sevk Fişi ve Nezaretçi Muafiyeti
Bedelsizlik istisnası sadece mali bir avantaj değil, aynı zamanda idari bir kolaylık da sağlar:
- Bu kapsamda yapılacak sevkiyatlar için Genel Müdürlükten sevk fişi alınması zorunludur, ancak stoktan yapılan bu sevkiyatlarda daimi nezaretçi atanma şartı aranmaz. * Bu durum, kamu kurumlarının acil hammadde ihtiyacını bürokratik engellere takılmadan, hızlı bir şekilde karşılamasına imkan tanır.
7.3 İdari Para Cezaları: Ruhsat Taban Bedeli Yaptırımı
- Maden Kanunu’nun 36. maddesi ve Maden Yönetmeliği’nin 40. maddesi, işletmecinin pasa ve atık yönetimine ilişkin ödevlerini ihlal etmesi durumunda uygulanacak müeyyideleri net bir şekilde tayin etmiştir.
- A. Yaptırımı Gerektiren Fiiller
- İdari para cezasının uygulanması için herhangi bir somut zararın (çevre kirliliği, can kaybı vb.) meydana gelmiş olması şart değildir. Sadece aşağıdaki “şekli” yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, cezanın tesisi için yeterli kabul edilir:
- Ayrı Muhafaza Etmeme: Pasa, bakiye yığını ve cürufların birbirine karıştırılması veya son işlemden çıktıkları şekliyle korunmaması.
- Beyan Yetersizliği: Bu materyallerin miktarlarının, fiziksel özelliklerinin ve usulüne uygun alınmış analiz raporlarının faaliyet raporlarında beyan edilmemesi.
- Haritada Göstermeme: Pasa döküm alanlarının ve stok yerlerinin güncel imalat haritalarında ve planlarda işaretlenmemesi.
- B. Ceza Miktarı ve Hukuki Niteliği: “Ruhsat Taban Bedeli”
- Mevzuat, bu ihlaller karşılığında sabit bir rakam yerine, her yıl güncellenen “işletme ruhsat taban bedeli” tutarında bir idari para cezası öngörmüştür.
- Caydırıcılık: Ruhsat taban bedeli üzerinden hesaplanan bu ceza, maden türüne ve üretim hacmine bakılmaksızın uygulandığı için, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından oldukça caydırıcı bir mali yük oluşturur.
- Şekli Kabahat: Bu ceza türü hukuk tekniği açısından bir “kabahat” niteliğindedir. İşletmecinin “ihmali” veya “kastı” olup olmadığına bakılmaksızın, denetim sırasında tespit edilen usul eksikliği cezanın kesilmesi için kafidir.
- C. Çevre Kanunu ile İlişki ve Kümülatif Yaptırım Riski
- Maden hukukundaki bu idari para cezası, işletmeciyi sadece “maden mevzuatı” açısından cezalandırır. Ancak, pasaların usulüne uygun depolanmaması bir çevre kirliliğine yol açmışsa:
- Çift Ceza Riski: İşletmeci hem Maden Kanunu uyarınca “ruhsat taban bedeli” cezasıyla, hem de 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca çok daha ağır çevre cezalarıyla karşı karşıya kalabilir.
- Rehabilitasyon ve 32. Madde: Pasa yönetimindeki kusurlar aynı zamanda sahanın terk edilmesi aşamasında “rehabilitasyon projesine aykırılık” sayılacağından, Kanun’un 32. maddesi kapsamında işletme ruhsatının iptaline kadar varabilecek bir süreci tetikleyebilir.
8. Operasyonel Kolaylıklar ve Özel Denetim Rejimleri
Maden Yönetmeliği, pasaların ve diğer yan ürünlerin yönetimi sırasında iş akışını hızlandıracak düzenlemeleri “Daimi Nezaretçi” ve “Özel Denetim Yetkileri” başlıkları altında şekillendirmiştir.
8.1. Daimi Nezaretçi Muafiyeti (Md. 124)
Madencilik faaliyetlerinde kural olarak her türlü üretim ve sevkiyat faaliyeti sırasında daimi nezaretçinin sahada bulunması zorunludur. Ancak Maden Yönetmeliği’nin 124. maddesi, pasa ve stok sevkiyatları için bu kurala çok kritik bir istisna getirmiştir:
- Muafiyetin Şartı: Genel Müdürlük (MAPEG) tarafından belirlenen veya işletmecinin faaliyet raporlarında/imalat haritalarında önceden beyan ettiği pasa, atık/artık ve cürufların sevkiyatı bu kapsamdadır.
- Uygulama: Bu şekilde kayıt altına alınmış olan stoklardan maden sevkiyatı yapılması esnasında daimi nezaretçi atanma şartı aranmaz. * Hukuki Gerekçe: Pasa ve stoktan yapılan sevkiyatlar, ocağın aynasındaki (üretim yüzündeki) dinamik ve riskli operasyonlardan farklı olarak, statik bir sahadan yükleme faaliyetidir. Bu nedenle, iş güvenliği risklerinin nispeten daha öngörülebilir olduğu kabul edilerek işletmecinin üzerindeki idari yük hafifletilmiştir.
8.2. Radyoaktif Atıklar ve Özel Denetim (IV. Grup ç Bendi)
Pasa ve atık yönetimi, söz konusu madde radyoaktif bir içeriğe sahipse (Uranyum, Toryum vb.) genel maden hukukundan ayrılarak daha sıkı bir denetim rejimine tabi olur.
- NDK Yetkilendirmesi: IV. Grup (ç) bendi kapsamındaki maden tesislerinin atıkları, salımları ve deşarjları sadece MAPEG denetimine değil, aynı zamanda Nükleer Düzenleme Kurumu’nun (NDK) yetkilendirmesine ve incelemesine tabidir.
- Koruma Amacı: Bu özel rejim; çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin iyonlaştırıcı radyasyonun olası etkilerinden korunmasını amaçlar. Bu kapsama giren pasalar için “Pasa Değerlendirme İzin Belgesi” düzenlenirken NDK’nın teknik inceleme ve onayı ön şarttır.
8.3. Sevkiyat ve Belgelendirme: Sevk Fişi Zorunluluğu
Operasyonel kolaylıklar sağlansa dahi, pasanın sahadan çıkışı hiçbir zaman kontrolsüz gerçekleşmez. İster kamu kurumu ister özel sektör tarafından yapılsın, stoktan yapılan her türlü sevkiyat için Genel Müdürlükten sevk fişi alınması zorunluluğu devam eder. Bu, devletin sahayı ve üretilen her birim materyali “izleme ve denetleme” yetkisinin (Devlet Hakkı takibi dahil) vazgeçilmez bir parçasıdır.
8.4. Radyoaktif Atıklar ve NDK’nın Özel Denetim Yetkisi
Maden Yönetmeliği’nin 40. maddesinin 7. fıkrası, radyoaktif içerikli maden tesislerinin atık yönetimini doğrudan Nükleer Düzenleme Kurumu’nun (NDK) yetki alanına dahil etmiştir. Bu özel rejim şu temel esaslar üzerine kuruludur:
- Çok Katmanlı Yetkilendirme Mekanizması
Normal bir maden sahasında “Pasa Değerlendirme İzin Belgesi” için MAPEG’in onayı yeterliyken, IV. Grup (ç) bendi kapsamındaki tesislerde bu süreç NDK’nın incelemesine tabidir.
- Teknik İnceleme: Pasaların ve atıkların iyonlaştırıcı radyasyon seviyeleri, salım ve deşarj özellikleri NDK tarafından belirlenen kriterlere uygun olmak zorundadır.
- Ek-27 Belgesi: Pasa değerlendirme izni düzenlenmeden önce, NDK’nın yaptığı yetkilendirme ve denetim sonuçları MAPEG tarafından esas alınır.
- Koruma İlkeleri ve Gelecek Nesillerin Güvenliği
Bu özel denetim rejiminin temel amacı; çalışanların, halkın ve çevrenin radyasyonun olası etkilerinden korunmasıdır. Mevzuat burada “gelecek nesillerin korunması” ibaresini kullanarak, bu tür atıkların sadece bugünkü güvenliğini değil, binlerce yıl sürebilecek radyoaktif ömrünü de hukuki sorumluluk kapsamına almıştır.
- Atık Yönetimi: Radyoaktif pasaların depolanması, sızdırmazlığı ve nihai bertarafı, genel pasa döküm alanlarından farklı olarak yüksek standartlı mühendislik yapıları (özel atık barajları, sızdırmaz zeminler vb.) gerektirir.
- Salım ve Deşarjların İzlenmesi
Radyoaktif içerikli tesislerde sadece katı pasalar değil, bu pasaların depolandığı alanlardan kaynaklanabilecek sıvı deşarjlar ve havaya yayılan salımlar da NDK denetimine tabidir. İşletmeci, bu değerleri sürekli izlemek ve raporlamakla yükümlüdür. Bu durum, maden hukukunun çevre ve nükleer güvenlik hukukuyla iç içe geçtiği en üst noktadır.
- İstisnai Hüküm: V. Grup Madenler ve Zaruri Üretim İzinleri
Mevzuatın getirdiği bir diğer önemli kısıtlama ise V. Grup maden ruhsatları ve Kanun’un 16. maddesi kapsamındaki zaruri üretim izinleridir. Bu kapsamdaki sahalara pasa değerlendirme izni verilmez. Bu yasak, özellikle hassas veya stratejik öneme sahip alanlarda pasanın kontrolsüz bir şekilde ticari dolaşıma girmesini engellemek amacını taşır.
Türk Maden Hukuku ve ekonomisi ekseninde gerçekleştirdiğimiz bu detaylı tahlili, konunun makro-ekonomik ve hukuki projeksiyonunu içeren “Sonuç ve Değerlendirme” bölümü ile nihayete erdiriyoruz.
9. Sonuç ve Değerlendirme
Madencilik faaliyetlerinin kaçınılmaz bir çıktısı olan pasa, modern maden hukukunda bir “atık” veya “maliyet yükü” olmaktan çıkarılarak, maden ekonomisinin dinamik bir bileşeni haline getirilmiştir. 3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle kurgulanan hukuki rejim, nadir toprak elementleri ,kritik mineraller ve stratejik madenler tanımları çerçevesinde pasayı “geleceğin cevheri” olarak tescil etmiştir.
9.1. Pasa Yönetiminin Maden Ekonomisindeki Yeri
Pasa yönetimi, madencilik sektöründe sadece teknik bir depolama süreci değil, doğrudan bir finansal strateji ve kaynak verimliliği meselesidir.
- Maliyetten Katma Değerine Geçiş: Geçmişte sadece dekapaj maliyeti olarak görülen pasa, günümüzde “Pasa Değerlendirme İzin Belgesi” mekanizmasıyla ikincil bir gelir kapısına dönüşmüştür. Özellikle yapı hammaddesi olarak kullanımı veya düşük tenörlü stokların teknolojik gelişimle zenginleştirilmesi, işletme karlılığını doğrudan etkilemektedir.
- Döngüsel Ekonomi ve Kaynak Optimizasyonu: Madencilikte “sıfır atık” vizyonunun temelini pasa ve bakiye yığınlarının geri kazanımı oluşturur. Bu durum, yeni bir ocak açmanın çevresel ve mali maliyetine katlanmadan, halihazırda yer üstünde olan materyalin ekonomiye kazandırılmasını (urban mining konseptine benzer şekilde) sağlar.
9.2. Hukuki Güvenlik ve Kamu Yararı Dengesi
Makalemizde detaylandırılan yasal düzenlemeler, üçlü bir dengeyi korumayı amaçlamaktadır:
- İşletmeci Hakları: Ayrı muhafaza edilen pasalar üzerinde ruhsat sahibine tanınan tasarruf hakkı, mülkiyetin maden hukuku özelindeki korumasıdır.
- Kamu Yararı: Pasaların kamu yatırımlarında bedelsiz kullanım imkanı ve devlet hakkı muafiyeti, kısıtlı kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlayan stratejik bir araçtır.
- Milli Servetin Korunması: Pasa muhafaza yükümlülüğüne aykırılık halinde uygulanan “ruhsat taban bedeli” cezası, devletin yeraltı kaynakları üzerindeki “gözetim ve denetim” yetkisinin bir sonucudur.
9.3. Sürdürülebilir Madencilik ve Döngüsel Ekonomi Bağlamında Mevzuatın Etkinliği
Sürdürülebilir madencilik; bugünkü ihtiyaçların, gelecek nesillerin kaynaklarını ve çevre kalitesini tehlikeye atmadan karşılanması prensibine dayanır. Pasa yönetiminin bu vizyondaki yeri, yasal düzenlemelerin etkinliği ile doğrudan ilişkilidir.
- Döngüsel Ekonomi ve Atığın Kaynağa Dönüşümü
Döngüsel ekonomi, “al-yap-at” modelinden “al-yap-geri dönüştür” modeline geçişi ifade eder. Türk Maden Mevzuatı, özellikle Pasa Değerlendirme İzin Belgesi (Yönetmelik Md. 40/2) ve Muvafakatli Satış mekanizmalarıyla, pasayı bir atık olmaktan çıkarıp hammaddeye dönüştürmektedir.
- Maddi Etkinlik: Bir maden işletmesinden çıkan pasanın, yol dolgusu, beton agregası veya seramik hammaddesi olarak kullanılması; bir yandan yeni bir ocağın açılmasını önlerken, diğer yandan ekosistem üzerindeki baskıyı azaltmaktadır. Bu durum, kaynağın “tam verimlilikle” kullanılmasını sağlayan hukuki bir teşviktir.
- Maden Sahalarının Rehabilitasyonu ile Doğrudan İlişki
Pasa yönetimi ile maden sahalarının rehabilitasyonu (doğaya yeniden kazandırma) arasında organik bir bağ bulunmaktadır. Maden Kanunu’nun 32. maddesi ile Yönetmeliğin 40. maddesi bu bağlamda birlikte mütalaa edilmelidir:
- Hacim Yönetimi ve Şev Stabilitesi: Pasanın projesine uygun, basamaklı ve stabil bir şekilde depolanması, işletme sonunda yapılacak ağaçlandırma ve topografik düzeltme çalışmalarının maliyetini ve başarı oranını doğrudan etkiler.
- Ekonomik Olmayan Maddelerin Akıbeti: Yönetmeliğin 40. maddesinin 4. fıkrası, ekonomik değeri olmayan maddeler için doğrudan Madde 32 hükümlerine atıf yapar. Bu, sahadan tahliye edilmeyen pasaların bir “kirlilik” olarak bırakılamayacağını, mutlaka rehabilitasyon projesi kapsamında yerinde ıslah edilmesi gerektiğini emreder.
- Yasal Düzenlemelerin Etkinlik Analizi
Mevcut yasal düzenlemeler, pasayı “milli servet” olarak tanımlaması bakımından teorik olarak oldukça etkindir. Ancak sürdürülebilirliğin tam olarak sağlanması için şu hukuki dengelerin gözetilmesi gerekmektedir:
- Teşvik Edici Unsurlar: Kamu kurumlarına tanınan bedelsizlik istisnasının (Md. 124), özel sektörün geri kazanım projeleri için de (örneğin vergi muafiyetleri veya düşük devlet hakkı oranları ile) genişletilmesi, döngüsel ekonominin hızlanmasını sağlayacaktır.
- Denetim ve Şeffaflık: Analiz raporlarının ve haritaların dijital ortamda şeffaf takibi, pasanın “vahşi depolama” yerine “stratejik stoklama” mantığıyla yönetilmesini pekiştirecektir.
Mermer pasasının miktar olarak çokluğu, Maden Yönetmeliği’nin 40. maddesindeki “ekonomiye kazandırma” hükmünü mermer sektörü için zorunlu bir çıkış yolu haline getirmektedir:
- Yan Ürün Olarak Değerlendirme: Mermer pasalarının kırma-eleme tesislerinde işlenerek yapı hammaddesi (agrega) olarak kullanılması veya mozaik/mikronize tesislerine gönderilmesi, bu maddelerin “atık” statüsünden çıkıp “maden” statüsüne dönmesini sağlar.
- Rehabilitasyon Kolaylığı: Mermer pasaları, kimyasal olarak aktif olmadıkları (asit üretmedikleri) için, ocağın kapatılması safhasında boşluk doldurma (backfill) materyali olarak kullanılmaya en uygun malzemedir. Bu durum, Maden Kanunu Madde 32 kapsamındaki rehabilitasyon maliyetlerini minimize eder.
Toparlamak gerekirse; madencilikte “pasa” dediğimiz şey aslında bir “hata” ya da “çöp” değil, doğanın bize cevheri verirken yanında sunduğu “zorunlu paket”tir. Yıllarca bu yığınlara sadece masraf kapısı, ocağın önünü kapatan birer engel gözüyle baktık. Ama devir değişti.
Mermerciler gayet iyi bilir; blok verimi %10’u bulunca bayram ederiz, geri kalan o %90’lık devasa yığın ise dağ gibi birikir. Ya da kömür yıkarken ortaya çıkan o “şlam” dediğimiz kara çamur… Eskiden bunları nereye dökeceğimizi şaşırırdık. Oysa bugün anlıyoruz ki, mermer pasası mikronize kalsit olup boyaya, plastik sanayine can veriyor; kömür şlamı ise doğru kurutulursa pırlanta gibi yakıt oluyor. Kanun da diyor ki: “Bunları sakın birbirine karıştırma, adam gibi istifle; bir gün lazım olacak!”
İşin en heyecanlı kısmı burası. Bugün dünya devleri birbirini bir kaşık suda boğuyor; neden? Telefonlarımızdan elektrikli araçlara, savunma sanayinden rüzgar güllerine kadar her şey bu Nadir Toprak Elementlerine bağlı. Ve işin sırrı şurada: Bu elementler bazen ana cevherden çok, yıllardır “atık” diye kenara ittiğimiz o flotasyon artıklarının, demir seperasyon yığınlarının içinde gizli.
Eski pasalar aslında birer “hazır maden”. Yerden çıkarmak için patlatma yapmana, kamyonlarla dağları devirmene gerek yok; zaten yer üstünde duruyorlar! İşte bu yüzden NTE ihtiyacı arttıkça, bizim o “pasa” dediğimiz yığınlar, Türkiye’nin en stratejik ham maddesi haline gelecek.
Sonuç olarak; pasayı doğru yönetmek demek, ocağı kapatırken karşımıza çıkacak o devasa “rehabilitasyon” masraflarından kurtulmak demek. Pasayı satıp paraya çevirdikçe, hem ekosistemi koruyoruz hem de “sıfır atık” felsefesini madenciliğe sokuyoruz.
Son Söz: Mevzuatımız (Maden Kanunu Md. 40 ve 124) bize bu yolu açmış. Eğer bu pasaları “milli servet” gibi görüp, NTE gibi stratejik elementleri de içinden çekip alabilirsek; madencilik sadece yeraltını kazmak değil, yer üstündeki değerleri yeniden keşfetmek olacak.
