MADEN HUKUKUNDA YER ALAN İDARİ PARA CEZALARINDA NON BİS İN İDEM (AYNI DAVA NEDENİ İÇİN İKİ KEZ YARGILAMA YAPILAMAZ) İLKESİ

Maden Kanunun 24/11 maddesi

”…7 nci maddeye göre gerekli izinlerin alınmasından itibaren işletme izni verilir. Bu iznin verildiği tarihten itibaren Devlet hakkı alınır. Ruhsat sahibince, işletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde 7 nci maddeye göre alınması gerekli olan çevresel etki değerlendirme kararı, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili izinlerin Genel Müdürlüğe verilmesini müteakip, işletme izni düzenlenir. Süresi içinde yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatlar için her yıl 50.000 TL idari para cezası verilir. İşletme ruhsat süresi sonuna kadar bu fıkrada belirtilen izinlerden dolayı işletme izninin alınamaması hâlinde ruhsat süresi uzatılmaz. “

şeklindedir.

Non bis in idem olarak bilinen, aynı dava nedeni ile iki kez yargılama yapılamayacağı ilkesi ise ,kişilerin belirli bir eylemleri nedeniyle sürekli olarak ceza tehdidiyle karşı karşıya kalmalarının engellenmesi amacını güder.

Non bis in idem ilkesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.34 Anılan Protokol’ün onaylanmasının uygun bulunmasına dair 6684 sayılı Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 10.03.2016 tarihinde kabul edilmiş ve bu Kanun 25.03.2016 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanmıştır. Protokol 28.03.2016 tarihinde de Bakanlar Kurulu’nca onaylanmış ve 01.08.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Non bis in idem ilkesi Anayasa’da somut ve bağımsız olarak düzenlenmemiştir. Anayasa Mahkemesi, non bis in idem ilkesini, adil yargılanma hakkını düzenleyen Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında incelemektedir.

Non bis in idem ilkesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223. maddesinde kovuşturma evresine ilişkin olarak açıkça düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre, aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilecektir. Ayrıca CMK’nın 172. maddesinin 2. fıkrasında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacağı düzenlenmiş ve anılan ilkenin güvenceleri soruşturma evresine ilişkin olarak da sağlanmıştır.

Kabahatler Kanunu’nun genel hükümlerinde düzenlenen “içtima” başlıklı 15. maddesi, non bis in idem ilkesi açısından önemli bir düzenlemedir. Anılan maddenin 1. fıkrasına göre, bir fiille idarî para cezası gerektiren birden fazla kabahatin işlenmesi halinde en ağır idarî para cezası verilecektir. Nitekim konuyla ilgili içtihatlarında Danıştay, öncelikle verilen idari para cezalarına konu eylemlerin aynı olup olmadığını incelemekte; eylemlerin aynı olduğunu tespit etmesi halinde en ağır idari para cezasının uygulanması gerekeceğini, aksi halde ise ayrı ayrı ceza verilebileceğini belirtmektedir1. Bu halde gerek hafif gerekse ağır olan idari para cezasını düzenleyen normda idari para cezası yanında başkaca idari yaptırımlara da yer verilmişse, hem ağır olan idari para cezası hem de diğer idari yaptırımlar uygulanacaktır. Bu durumda ise bir kişiye, aynı eylemi nedeniyle ağır olan idari para cezası yanında bir veya daha çok sayıda idari tedbir de uygulanması söz konusu olabilecek ve bu suretle non bis in idem kuralına aykırılık teşkil edebilecek durumlar ortaya çıkabilecektir.

AİHM, J.B./İsviçre kararında(J.B./İsviçre, B. No: 31827/96, 03.08.2001 (http://hudoc.echr.coe.int/ eng?i=001-59449 ) ise, vergi idaresi başvurucunun bazı yatırımlarda bulunduğunu ancak buna ilişkin tutarların vergilendirme dönemlerinde gösterilmediğini tespit etmiştir. Başvurucu söz konusu yatırımlarını ve bunları beyan etmediğini kabul etmiş ancak kendisinden istenmesine rağmen belgeleri idareye vermemiştir. Bu nedenle de hakkında, toplamda dört kez disiplin cezası uygulanmıştır.AİHM, non bis in idem ilkesinin, nihai kararla sonuçlandırılmış ceza yargılamasının tekrarının engellenmesini amaçladığını, başvurana kesilen ilk cezanın bilgi vermeyi reddetme nedeniyle kesildiğini, diğerinin ise başvuranın bilgi vermeyi reddetmeyi sürdürmesi nedeniyle ve ilkinden yaklaşık 21 ay sonra verildiğini, dolayısıyla cezalandırılan davranışların zaman ve içerik bakımından farklı olduğunu belirterek başvuruyu oybirliğiyle kabul edilemez bulmuştur.

Anayasa Mahkemesi norm denetimine ilişkin sonraki tarihli kararlarında ise, non bis in idem ilkesine aykırılık iddialarını Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesi çerçevesinde değerlendirmeye başlamıştır.

Nitekim 05.03.2015 tarihli bir kararında Anayasa Mahkemesi, belirli bir düzeyde alkol alan ve almış olduğu alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan sürücülerin, eylemlerinin hem kabahat hem de suç teşkil etmesi sebebiyle her iki yaptırım türü ile de cezalandırılıp cezalandırılamayacağı hususunu tartışmıştır. Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında, “hukuk devleti ilkesi ve ceza hukukunun temel ilkeleri arasında yer alan ‘aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz (ne bis in idem)’ ilkesi gereğince, kişi aynı eylem nedeniyle birden fazla yargılanamaz ve cezalandırılamaz. Ancak, bu ilke mutlak olmayıp, konu bakımından birbirine benzeseler dahi, korunan hukuki yararı, unsurları, amacı ve neticesi farklı olması nedeniyle aynı fiilin ayrı hukuk disiplinleri kapsamında farklı şekillerde mütalaa edilmesi mümkündür. Bir fiilin söz konusu hukuk disiplinlerinin öngördüğü farklı yaptırımlarla cezalandırılması hukuk devleti ve ‘aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz’ ilkesine aykırılık teşkil etmez. Bu nedenle almış oldukları 1.00 promilin üzerindeki alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmalarına rağmen araç kullanan sürücülerin, idari para cezası yanında, ayrıca ceza yaptırımıyla da cezalandırılmalarını öngören kuralın Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır” şeklindeki gerekçeyle iptal istemini reddetmiştir.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk güvenliği ilkesi oluşturmaktadır.94 Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Bu bağlamda yürürlükte bulunan hukuk kurallarına uygun olarak kişilerin lehine sonuçlanan ve kesin hüküm güvencesinden yararlanan cezai süreçlerin yok sayılması ve bunların tekrarlanması hukuk güvenliği ilkesini zedeler. Bunun yanında aleyhe sonuçlansa bile kişiler hakkında işletilmiş ve tamamlanmış cezai süreçlerin tekrarlanması ve bir haksızlık için ikinci bir kez ceza uygulanması hukuka olan güvenin kaybolmasına, hukuk devletinin güvencesi altında olunduğu duygusunun yitirilmesine yol açabilir. Bir kimsenin daha önce yargılandığı ve cezalandırıldığı hukuka aykırı bir eylem nedeniyle yeniden takibata uğraması veya cezalandırılması, yaptırım uygulanmasıyla elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin menfaatleri arasında kurulması gereken adil dengeyi zedeleyerek cezalandırmanın birey üzerinde aşırı bir külfete dönüşmesine yol açar.

AİHM, yukarıda değinilen kararlarında idari yaptırımlar ile suçlar arasında non bis in idem ilkesiyle ilgili olarak “birebir aynı veya esaslı şekilde aynı olaylardan doğma” ve cezai ve idari yaptırım süreçleri arasında “esas ve zaman bakımından yeterli miktarda yakın bağlantı” kriterlerini göz önüne almaktadır. “Birebir aynı veya esaslı şekilde aynı olaylardan doğma” ölçütü bakımından AİHM, somut olgusal koşulları içeren olaya odaklanılmasının, bu koşulların aynı sanıkla ilgili olmasının ve zaman ve yer bakımından birbirine ayrılmaz biçimde bağlı bulunmasının gerektiğini belirtmekte ve bu tür bir durumda Sözleşme’nin, ikinci suçun yargılanmasını veya cezalandırılmasını yasakladığı sonucuna varmaktadır.100 Mahkeme, mükerrer yargılama olmadığına ikna olmak için ise iki yargılama arasında “esas ve zaman bakımından yeterli miktarda yakın bağlantı” ölçütünün bulunması 99 AYM, Ünal Gökpınar, §§ 55-57. 100 Zolotukhin/Rusya, § 84. 286 AİHM ve Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Vergi Cezalarında “Non Bıs In Idem” İlkesi gerektiğini ifade etmekte ve bu ölçütün anlamının, yargılamaların amaçlarının ve yargılamalarda kullanılan araçların esas bakımdan bütünleyici ve zaman bakımından bağlantılı olmasının yanında yargılamalar sonucunda ortaya çıkacak sonuçların muhatap kişi için ölçülü ve öngörülebilir olması olduğunu vurgulamaktadır.101 Mahkeme bu araştırmaları yaparken de özellikle, ilgili ülkenin hukuk sistemi içerisinde cezai ve idari yaptırımların farklı otoriteler tarafından verilip verilmediğini, bu otoritelerce verilen kararların birbirini etkileyip etkilemediğini, mükerrer yargılamanın öngörülebilir sonuçlar doğurup doğurmadığını ve ilgili otoritelerden birisi tarafından uygulanan yaptırımların diğer otorite tarafından cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınıp alınmadığını araştırmaktadır. AİHM böylelikle suç ve kabahatler bakımından, birbirinden “haberdar” ve birbiriyle “etkileşimde olan”, birbirinin verdiği yaptırımları “gözeten” otoritelerce “öngörülebilir ve tamamlayıcı” bir mükerrer yargılama veya cezalandırmanın non bis in idem ilkesini ve dolayısıyla Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesini ihlal etmeyeceğini ortaya koymuştur.

Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi ve bireysel başvuru kararlarındaki konuya yaklaşım biçimi değerlendirildiğinde ise, non bis in idem ilkesinin Anayasa’nın hangi maddesi kapsamında güvence altına alındığıyla alakalı bir yeknesaklık sağlanamadığı söylenebilir. Nitekim Anayasa Mahkemesi bazı kararlarında bu ilkeyi Anayasa’nın 2. maddesi kapsamında “hukuk devleti ilkesi”; bazı kararlarında ise 36. maddesi kapsamında “adil yargılanma hakkı” çerçevesinde incelemiştir. Dahası, yukarıda da değinildiği gibi 1980 tarihli bir kararında Anayasa Mahkemesi, bu ilkenin Anayasa’da düzenlenmediği, böylelikle bu prensibe uygun hareket edip etmemenin kanun koyucunun takdirine bırakıldığı sonucuna varmıştır.

Yukarda açıklanan nedenlerle özellikle Maden Kanunun 24/11 maddesinde yer alan idari para cezası ile düzenleme, cezalandırılan davranışların içerik bakımından farklı olmadığı, korunan hukuki yararın, unsurları, amacı ve neticesi farklı olmaması nedenleriyle aynı fiilin ayrı hukuk disiplinleri kapsamında farklı şekillerde mütalaa edilmesi mümkün olmadığından , hukuk devleti ilkesine ve adil yargılanma hakkına aykırıdır.

1.(Danıştay 13. Daire, E.2020/1941, K.2021/3508, 2.12.2020, UYAP).:
Danıştay 15. Daire, E.2013/13499, K.2014/3633, 13.5.2014, UYAP)

CategoryMaden Hukuku

© 2016 Av. Ömer Günay

Avukat ÖMER GÜNAY

+90 536 892 51 45

omerguna@hotmail.com

Kızılay Mah. Necatibey Cad. 19/1 Çankaya - ANKARA