Yayınlar.
Madencilikte ÇED ve İzin Yönetimi Hukuku
Madencilik doğaya karşı değil, doğa ile birlikte yapılabilir. Bu romantik bir hayal değil, aksine çağımızın hukuki, teknik ve etik gereğidir. Çünkü "kamu yararı" sadece bugün cebimize girecek paranın yararı değil, torunlarımıza bırakacağımız toprağın, suyun, havanın yararı da kamu yararıdır. Hatta belki en başta odur.
Avukatların, bir maden dosyasını ele aldıklarında sadece Maden Kanunu'nun maddelerini değil, o toprağın altındaki jeolojiyi, üstündeki ekosistemi, çevresindeki yerleşimi de görmeleri gerekir. Mühendislerin de imzalayacakları her teknik raporun aslında bir hukuki ve ahlaki taahhüt olduğunu unutmaması gerekir. Zira Soma'da, İliç'te, Brumadinho'da yaşananlar bize bunu acı biçimde öğretmiştir.
Bu kitapta, günümüzün en sancılı meselelerinden biri olan madencilik faaliyetleri sadece teknik veya hukuki bir düzlemde değil; Göbeklitepe'den modern sanayi devrimine, Kant ve Heidegger'in doğa felsefesinden Doğu'nun kadim bilgeliğine ve İslam hukukundaki "emanet" bilincine kadar uzanan disiplinler arası bir perspektifle ele alınmıştır.
Enerji Hukuku
Neden bu kitap?
Avukatlar ve hukukçular için: En güncel mevzuat ve emsal Yargıtay/BAM kararlarıyla desteklenmiş sektörel bir derinlik.
Arabulucular için: Teknik ve hukuki dengeleri gözeten uyuşmazlık çözüm perspektifi.
Sektör çalışanları ve öğrenciler için: Üretim, iletim ve dağıtım süreçlerinin sade ama teknik detayları ihmal etmeyen anlatımı.
Yatırımcılar için: Yenilenebilir enerji, depolama ve yeşil hidrojen gibi yeni teknolojilerin hukuki yol haritası.
Enerji artık sadece devlet kurumlarının tekelinde değil, teknolojinin gelişmesiyle bireyin ve özgür piyasanın odağında. Bu dönüşümü anlamak, yönetmek ve hukuki risklerden korunmak isteyen herkes için bu eser bir temel kitap niteliğindedir.
Jeotermal Kaynaklar Hukuku
Günümüzde, artan enerji talebini, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde karşılama zorunluluğu doğmuştur. Bu noktada yerli, temiz ve kesintisiz bir baz yük enerji kaynağı olarak öne çıkan jeotermal enerji, ülkemiz için paha biçilmez bir stratejik değere sahiptir. Ancak bu büyük potansiyelin hayata geçirilmesi, sağlam bir hukuki altyapının varlığını zorunlu kılar. Zira jeotermal kaynak, hukuki niteliği itibarıyla kendine özgü, melez (hibrit) bir karakter sergiler. O, bir yandan yeraltındaki bir "su", diğer yandan içerdiği erimiş minerallerle bir "maden", nihai olarak ise bir "enerji" ham maddesidir. Kaynağın bu çok yönlü doğası, onu klasik hukuki kategorilere (su hukuku, maden hukuku) sığdırmayı zorlaştırmış ve kendine özgü (sui generis) bir düzenleme ihtiyacını doğurmuştur. İşte bu ihtiyaç, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ile karşılanmaya çalışılmıştır.
Konunun bu denli önemli ve çok katmanlı olmasına rağmen, Türk hukuk literatüründe jeotermal kaynaklar hukukunu bütüncül bir yaklaşımla ele alan derli toplu bir eserin eksikliği uzun süredir hissedilmekteydi. Elinizdeki bu kitap, öncelikle bu boşluğu doldurmak ve jeotermal kaynaklar hukukunun karmaşık yapısını sistematik bir bütünlük içinde sunmak amacıyla kaleme alınmıştır. Bu karmaşıklığın temelinde yatan kavramsal belirsizliklerin giderilmesi ve ortak bir dil oluşturulması amacıyla, eserin başlangıcında "Tanımlar" bölümüne özellikle geniş bir yer ayrılmıştır. Zira hukuki argümanların ve yorumların sağlamlığı, üzerine inşa edildikleri teknik ve hukuki terimlerin netliğine doğrudan bağlıdır. Bu sağlam terminolojik temel üzerine inşa edilen kitapta; Anayasal temelden başlayarak, sürdürülebilirlik, kamu yararı, kirleten öder ve ihtiyat gibi evrensel hukuk ilkelerinin jeotermal sahasındaki yansımaları ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Kitabın ilerleyen bölümlerinde, ruhsatlandırma süreçleri, mülkiyet ve irtifak hakları, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) rejiminin önemi, işletme aşamasındaki idari denetim ve uyuşmazlıkların çözüm yolları gibi uygulamaya yönelik konular, hem doktrindeki görüşler hem de güncel yargı kararları ışığında analiz edilmektedir.
Yazarın hem maden mühendisi ve hem avukat olarak edindiği bili birikimine dayanan kitap; jeotermal kaynaklar gibi dinamik bir alanda çalışan akademisyenler, avukatlar, hakimler, kamu görevlileri ve sektör yatırımcıları için kapsamlı bir başvuru rehberidir.
Maden Hukuku
Günümüzde de madencilik, sanayinin temelini oluşturmakta ve pek çok sektörün hammaddesini sağlamaktadır. Ancak bu faaliyet, tükenebilir doğal kaynaklara dayanması ve iklim krizi gibi küresel sorunlarla iç içe olması nedeniyle ayrı bir önem taşımaktadır. Artan enerji tüketimi ve sera gazı emisyonları düşünüldüğünde, madenciliğin iklim krizi üzerindeki dolaylı etkileri de göz ardı edilemez bir gerçektir.
Kitapta; uzmanlık gerektiren ve madencilik geçmişi olmadan sağlıklı kararlar almanın mümkün olmadığı karmaşık bir alan olan maden hukukunun temel prensipleri, güncel mevzuat ve yargı kararları ışığında, insan odaklı, iş güvenliğini ön planda tutan ve çevresel sorumluluğu merkeze alan bir madencilik anlayışının nasıl tesis edilebileceği detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.
Kitap; madenciliğin insanlığa hizmet etme potansiyelini en üst düzeye çıkarırken, insan ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirme ve iklim kriziyle mücadeleye katkıda bulunma idealine ulaşma yolunda katkı sunmayı amaçlamaktadır.