Ömer Günay. MADEN MÜHENDİSİ AVUKAT
Duyuru — 29.06.2026

Terk Edilmiş Madenler Kimin Sorumluluğunda?

Bir maden kapandığında geride sadece boş bir çukur kalmaz. Çoğu zaman zehirli atıklar da kalır. Ve bu atıkları kimin temizleyeceği çoğu zaman belli değildir. ABD bu sorunla yıllardır boğuşuyor. Yakın zamanda çıkardığı yeni bir yasa, soruna farklı bir çözüm getiriyor. RESOLVE adlı bir çevre kuruluşunun hazırladığı bir rapor da bu yasanın nasıl işleyebileceğini anlatıyor.
Okumaya devam et
Okuma Süresi: 4 Dk | Kategori: Duyuru

Terk Edilmiş Madenler Kimin Sorumluluğunda?

Sorun: 500 binden fazla terk edilmiş maden
ABD'nin batısında 500 binden fazla terk edilmiş maden bulunuyor. Bunların yaklaşık 22.500'ü çevre için tehlikeli. Yaklaşık 10.000'i ise ciddi sorunlara yol açıyor.

En büyük tehlike sudur. Eski madenlerden sızan ağır metaller (kurşun, bakır, arsenik, çinko gibi) dere ve nehirlere karışıyor. Bu da hem doğayı hem de yakındaki köy ve kasabaların içme suyunu zehirliyor.

Asıl çıkmaz ise şu: Bu madenleri açan şirketlerin çoğu artık yok. Kimi iflas etmiş, kimi kapanmış, kimi de bulunamıyor. Yani temizliğin masrafını ödeyecek sorumlu bir taraf kalmamış. Devlet bazı yerleri kendi parasıyla temizliyor, ama maden sayısı o kadar çok ki hepsine yetişemiyor.

Çözüm: Gönüllü Yardım Yasası
2024'te ABD'de yeni bir yasa kabul edildi. Adı "Gönüllü Yardım Yasası". Bu yasa, 25 yıl süren tartışmaların ardından çıktı.

Yasanın yaptığı şey basit ama önemli: Madeni kirleten o olmasa bile, gönüllü kişi ve kuruluşların eski madenleri temizlemesine izin veriyor.

Burada en kritik nokta şu: Bu gönüllüler, geçmişte yaşanan kirlilikten yasal olarak sorumlu tutulmuyor. Eskiden bu korku yüzünden kimse temizliğe el atmıyordu. Çünkü "temizlemeye kalkarsam eski kirliliğin de sorumlusu olurum" endişesi vardı. Yeni yasa bu engeli kaldırıyor.

Yasanın bir akıllı yanı daha var. Temizlik sırasında çıkan eski maden atığı yeniden işlenebiliyor. Bu atıkların içinde hâlâ değerli metaller kalmış olabiliyor. Eskiden teknoloji yetersizdi, bu yüzden çok şey atığın içinde kaldı. Bugün bu metaller geri kazanılabilir. Üstelik bunların arasında, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji için gereken kritik mineraller de var.

Yani döngü şöyle işliyor: Atığı yeniden işle, içinden metal çıkar, sat, kazanılan parayla temizliği finanse et. Böylece hem çevre temizleniyor hem de mineral elde ediliyor.

Rapor ne yaptı?

Yasa şimdilik bir deneme programı. Sadece 15 maden için geçerli. Eğer işe yararsa, sayı artırılacak.

Sorun şu ki, terk edilmiş madenlerin çoğu hakkında yeterli bilgi yok. Hangisi uygun, hangisi değil, bunu bilmek zor. RESOLVE'un raporu da tam bu boşluğu doldurmak için yazılmış.

Raporun sonuçları şöyle: Araştırmacılar, yasaya uygun 95 maden buldular. Bunların 10 tanesini "hemen başlanabilir" örnekler olarak ayrıntılı incelediler. Bu madenler Arizona, Colorado, Oregon, Idaho ve Washington gibi eyaletlerde bulunuyor. Her biri için şu soruların yanıtını verdiler: Tehlike nedir, içinde hangi metaller var, neden temizlenmeli?

Örneğin Idaho'daki Hope Madeni'nde, atıklar yağmurla aşınıp yakındaki dereye karışıyor. Bu dere ise bir kasabanın içme suyunu besliyor. Arizona'daki Katherine Madeni'nde ise atıklar büyük bir göle doğru aşınıyor ve yakındaki topluluğun kuyu suyunu tehdit ediyor.

İki başarı hikayesi
Rapor, daha önce başarıyla temizlenmiş iki yeri de örnek gösteriyor. İkisi de Arizona'da.

Pinto Creek adlı derede, altı eski maden 17 yılda temizlendi. Sonuçta suyun bakır kirliliği, içme suyu standartlarına uygun hale geldi.

Cherry Creek'te ise altı altın-gümüş madeni temizlendi. Kirli toprak kaldırıldı, alanlar yeniden düzenlendi.

Bu örnekler, doğru yapılırsa temizliğin gerçekten sonuç verdiğini gösteriyor.

Neden önemli? Güven meselesi
Raporun açık bir tezi var: Eski madenleri temizlemek, sadece çevre için değil, madencilik sektörünün geleceği için de önemli.

Mantık şöyle: Toplum, geçmişteki kirliliğin temizlendiğini görürse madencilik sektörüne daha çok güvenir. Bu güven olmadan, yeni maden projeleri zorlanır. Oysa dünya, enerji geçişi için çok daha fazla kritik minerale ihtiyaç duyuyor. Yani "önce eski kirliliği temizle, güveni kazan, sonra yeni madenciliğe toplumsal destek bul" yaklaşımı.

Bu da geçen ay Lima'da yapılan Dünya Madencilik Kongresi'nin ana mesajıyla birebir örtüşüyor: Güven olmadan madenciliğin geleceği olmaz.

Türkiye için bir karşılaştırma
Bu konu Türkiye için de düşündürücü. Türkiye'nin de kapanmış ya da terk edilmiş çok sayıda maden sahası var. Bu sahalarda da benzer sorular geçerli: Geride kalan atıkları kim temizleyecek? Sorumlu şirket yoksa masrafı kim üstlenecek? Bu alanlar yeniden değerlendirilebilir mi?

ABD'nin "İyi Samiriyeli" modeli, doğrudan kopyalanacak bir reçete değil. Ama temel fikri ilham verici: Gönüllüleri eski yükten sorumlu tutmadan temizliğe teşvik etmek ve atıktan değer üreterek masrafı karşılamak. Türkiye de terk edilmiş madenleri bir sorun olarak değil, hem çevre hem ekonomi açısından bir fırsat olarak ele alabilir.

Sonuç
Terk edilmiş madenler uzun süre "kimsenin sorunu" olarak kaldı. ABD'nin yeni yasası, bunu "herkesin fırsatı" haline getirmeye çalışıyor. Hem doğayı temizlemek hem de gereken mineralleri elde etmek mümkün olabilir. Deneme programı önümüzdeki yıllarda bunun gerçekten işe yarayıp yaramadığını gösterecek.

Bu yazı, RESOLVE kuruluşunun "A Guide for Good Samaritans to Help Remediate Abandoned Hardrock Mines in the US" başlıklı raporuna dayanmaktadır.

Paylaş
Aynı Akıştaki Diğer Kayıtlar

Çöpler'in El Değiştirmesi: Kamu Yararı mı, Ticari Kazanç mı?

03.07.2026

Madencilikte Güven, Dönüşüm, Teknoloji

29.06.2026

Türkiye Madencilik Sektöründeki Son Hisse Devirleri Üzerine

21.05.2026