Ömer Günay. Maden Mühendisi </> Avukat
Maden Hukuku — 27.04.2026

Kurtuluş Parkı'nda Bir Direniş: Doruk Madencilik'te Hak Gaspları, Taahhüt İhlalleri ve Ruhsat Hukuku

Nisan 2026'nın ortasında, kimi 5 kimi 8 aydır maaşlarını alamayan Doruk Madencilik işçileri, Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinden Ankara'ya yaya yürüyüş başlattı. Dokuz günlük zorlu bir yürüyüşün ardından başkente ulaşan işçiler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde polis barikatıyla karşılaştı, gözaltına alındı; 14 saat sonra serbest bırakılarak Kurtuluş Parkı'nı direniş meydanına çevirdi. Başlayan açlık grevi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Ancak bu direniş salt bir ücret alacağı davasının ötesindedir. Olayın arka planı incelendiğinde birbiriyle bağlantılı üç hukuki sorun alanı gün yüzüne çıkmaktadır: devlet güvenceli bir rödovans/devir sözleşmesinin sistematik biçimde çiğnenmesi; işletme projesinin ekonomik taahhütlerinden sapılması; ve bu ihlallerin 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamındaki yaptırım mekanizmaları açısından ne anlam taşıdığı. Bu makale, söz konusu sorunları sistematik biçimde ele almaktadır.
Okumaya devam et
Okuma Süresi: 8 Dk | Kategori: Maden Hukuku

Kurtuluş Parkı'nda Bir Direniş: Doruk Madencilik'te Hak Gaspları, Taahhüt İhlalleri ve Ruhsat Hukuku

MADEN HUKUKU PERSPEKTİFİNDEN

Kurtuluş Parkı'nda Bir Direniş:

Doruk Madencilik'te Hak Gaspları, Taahhüt İhlalleri ve Ruhsat Hukuku

 
Nisan 2026

Maden Hukuku & İş Hukuku Analizi

 
 

1. Giriş: Bir Direniş, Birkaç Hukuki Sorun

Nisan 2026'nın ortasında, kimi 5 kimi 8 aydır maaşlarını alamayan Doruk Madencilik işçileri, Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinden Ankara'ya yaya yürüyüş başlattı. Dokuz günlük zorlu bir yürüyüşün ardından başkente ulaşan işçiler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde polis barikatıyla karşılaştı, gözaltına alındı; 14 saat sonra serbest bırakılarak Kurtuluş Parkı'nı direniş meydanına çevirdi. Başlayan açlık grevi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Ancak bu direniş salt bir ücret alacağı davasının ötesindedir. Olayın arka planı incelendiğinde birbiriyle bağlantılı üç hukuki sorun alanı gün yüzüne çıkmaktadır: devlet güvenceli bir rödovans/devir sözleşmesinin sistematik biçimde çiğnenmesi; işletme projesinin ekonomik taahhütlerinden sapılması; ve bu ihlallerin 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamındaki yaptırım mekanizmaları açısından ne anlam taşıdığı. Bu makale, söz konusu sorunları sistematik biçimde ele almaktadır.
 

2. Olayların Kronolojisi

2.1. TMSF Dönemi (2016–2022)

Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde faaliyet gösteren Adularya Madencilik, 2016 yılında 'FETÖ iltisakı' iddiaları gerekçesiyle kayyum ataması yoluyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredildi. Madenin kayyum yönetiminde kaldığı yaklaşık altı yıllık süre boyunca işçilerin kıdem ve ihbar tazminatları ile özlük hakları birikmeye başladı; işletme üretim kapasitesinin çok altında çalıştı.

2.2. Yıldızlar SSS Holding Dönemi (2022–günümüz)

2022 yılının Aralık ayında gerçekleştirilen bir ihale ve devir işlemiyle, Yunus Emre Termik Santrali ile bağlı kömür sahaları Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik'e devredildi. Devir sırasında yapılan sözleşme kapsamında işçilerin geçmişe dönük haklarının ödeneceği açıkça taahhüt edildi. Ancak bu taahhüt kâğıt üzerinde kaldı:

  1. İşçi sayısı 1.200'lerden 250–300 bandına indirildi; yüzlerce işçi 'kod 4' (haklı neden gösterilmeksizin işten çıkarma) kodundan SGK'ya bildirildi.
  2. Devirden sonra çalışmaya devam eden işçilerin maaşları düzensiz ödendi; kıdem ve ihbar tazminatları ödenmedi.
  3. İşçilerin önemli bir bölümü yazılı rızaları alınmaksızın 'ücretsiz izin' adı altında fiilen çalışmaktan men edildi.
  4. Devlet, durumu tespit ederek 2023'te yaklaşık 3,3 milyon TL, 2025'te ise 20,3 milyon TL idari para cezası kesti; ancak bu yaptırımlar sahayı değiştirmedi.

2.3. Direniş Süreci (Nisan 2026)

12–13 Nisan'da Bağımsız Maden-İş Sendikası önderliğinde başlayan yürüyüş, 20 Nisan'da Enerji Bakanlığı önünde polisle karşılaşmayla son buldu; 14 saat gözaltından serbest bırakılan işçiler, 21 Nisan'da Kurtuluş Parkı'nda süresiz açlık grevine başladı. Açlık grevinin altıncı gününde, kamuoyu baskısının artması üzerine şirket 36 milyon TL kısmi ödeme yaptı ve kalanını ödeyeceğini taahhüt etti. Sendika, tüm özlük hakları ödenmeden direnişin bitmeyeceğini ilan etti.
 

3. Kritik Hukuki Eşik: Ruhsat Sahibi mi, Rödovansçı mı?

Davanın tüm hukuki sonuçları, Doruk Madencilik'in hangi sıfatla faaliyet gösterdiğine bağlıdır. Bu sorunun yanıtı, Maden Sicil kayıtlarında saklıdır ve yaptırım mekanizmasını kökten biçimlendirmektedir.

Senaryo A — Tam Ruhsat Sahibi

Eğer Doruk Madencilik, 2022 devriyle birlikte ruhsatı TMSF'den doğrudan teslim aldıysa, tüm Maden Kanunu yükümlülükleri bu şirkete aittir. İşletme projesi taahhüdü, devlet hakkı ödemeleri ve mesleki yükümlülüklerin muhatabı doğrudan Doruk'tur; MAPEG ve Enerji Bakanlığı'nın yaptırım yetkisi de doğrudan bu şirkete yönelir.

Senaryo B — Rödovansçı

Eğer devir salt bir rödovans sözleşmesine dayanıyorsa — ki milletvekili açıklamaları bu senaryoya işaret etmektedir — sorumluluk katmanları bölünür. Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği'nin ilgili maddesi uyarınca, madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödovansçıya aittir; ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunu'ndan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

Yeraltı Kömüründe Rödovans Yasağı

MAPEG'in yürürlükteki düzenlemesine göre, yer altı kömür işletmelerinde maden ruhsat sahipleri, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle üretim faaliyetlerine yönelik rödovans sözleşmesi yapamaz. Aksi takdirde rödovans sözleşmesiyle yürütülen madencilik faaliyetleri durdurulur.

Bu hüküm, Doruk Madencilik'in rödovansçı sıfatıyla yeraltı kömürü işletmesi durumunda, sözleşmenin başından itibaren hukuka aykırı olduğuna işaret eder. Dolayısıyla işçiler bu kozu hem Doruk'a hem de ruhsat sahibi tarafa karşı eş zamanlı olarak ileri sürebilir.
 

4. İşletme Projesi: Salt Teknik Değil, Sosyoekonomik Taahhüt

Maden hukukunda işletme ruhsatı başvurusuna eklenmesi zorunlu olan işletme projesi, kamuoyunda çoğunlukla salt teknik bir belge olarak algılanır. Oysa proje; rezerv ve üretim planlarının yanı sıra yatırım maliyeti, istihdam öngörüsü — kaç işçi, hangi kademe, hangi ücret bandında — ve devlet hakkı hesaplamalarını da kapsamaktadır. Bu bütünleşik yapı tesadüfi değildir: devlet, yeraltı kaynağı üzerindeki işletme hakkını özel şirkete devrederken karşılıklı yükümlülüklere dayanan bir sosyal sözleşme kurmaktadır.

4.1. Devlet–Şirket Denkleminin Bozulması

Söz konusu sosyal sözleşmenin temeli şudur:

  1. Devlet; ruhsat, arazi kullanım hakkı ve kamu altyapısına erişim sağlar.
  2. Şirket; belirlenen üretim hedeflerini karşılar, öngörülen istihdamı sürdürür, ücretleri düzenli öder ve devlet hakkını zamanında yatırır.

Doruk Madencilik'te bu denklem sistematik biçimde bozulmuştur. İşletme projesinde 'X işçi istihdam edilecek' taahhüdü verilirken gerçekte işçi sayısı dörtte birine indirilmiş; ücret ve tazminat ödeme yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. Bu durum salt iş hukuku ihlali olmaktan çıkıp işletme projesinin ekonomik bölümünden — yani ruhsatın verilme gerekçesinden — bilinçli sapma niteliği kazanmaktadır.

4.2. Hukuki Sonuçları

Maden Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde işletme projesinden sapmanın yaptırım kademeleri şöyledir:

  1. Birinci kademe: MAPEG denetimi ve eksikliğin giderilmesi için süre tanınması.
  2. İkinci kademe: Süre içinde uyum sağlanmazsa çevre uyum teminatı ve diğer teminatların hazineye irat kaydedilmesi.
  3. Üçüncü kademe: Sürekli ve ısrarlı aykırılık halinde ruhsatın iptali.

Kritik olan şudur: bu yaptırım silsilesi teknik ihlaller için de işler; ücret-istihdam taahhütlerinden sapma, projenin ekonomik bütününü zedeleyen bir ihlal olarak değerlendirilebilir.
 

5. Maden Hukukunda Ödenmemiş İşçi Ücretleri: İki Düzlemin Kesişimi

Ödenmemiş işçi ücretleri, Türk hukukunda iki ayrı düzlemde eş zamanlı sonuç doğurmaktadır. Bu iki düzlemin birbirinden bağımsız işlemesi, Doruk davasının özgün hukuki karmaşıklığını açıklar.

İş Hukuku Düzlemi

4857 sayılı İş Kanunu açısından ücretin ödenmemesi, işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı tanır; işçi kıdem ve ihbar tazminatlarını peşin talep edebilir. Aylarca süren ve toplu iş sözleşmesine aykırı bulunan ücret ödenmemesi, Çalışma Bakanlığı'nın idari para cezası kesmesini gerektirir — bu gerçekleşmiş ve yıllarca sürmüştür. Buna ek olarak, rızası olmaksızın ücretsiz izne çıkarılan işçi bakımından eylem, iş akdinin askıya alınması değil; tek taraflı, hukuka aykırı çalışma yasağı anlamına gelir.

Maden Hukuku Düzlemi

3213 sayılı Maden Kanunu kapsamında ise mesele farklı bir boyut kazanır. Devlet, yeraltı kaynağını özel şirkete belirli koşullara bağlı olarak işletmesi için devretmiştir; bu koşulların kronik biçimde ihlal edilmesi, devrin meşruiyet zeminini aşındırır. Özellikle rödovans/devir sözleşmesinde açıkça yazılı olan işçi hakları taahhüdünün defalarca çiğnenmesi, sözleşmenin feshi için hukuki zemin oluşturmaktadır. Fesih gerçekleşirse, ruhsat üzerindeki tasarruf hakkı ruhsat sahibine döner ve Doruk'un sahada faaliyetini sürdürmesi mümkün olmaz.
 

6. Güçlü Teorik Çerçeve, Neden Pratikte İşletilmiyor?

Yukarıda özetlenen hukuki çerçeve güçlüdür ve yaptırım araçları mevcuttur. Ne var ki bu araçlar bugüne dek sistematik biçimde kullanılmamıştır. Bunun birkaç yapısal nedeni vardır:

Kurumlar Arası Koordinasyon Boşluğu

İşçi ücret denetimi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na; ruhsat denetimi ise MAPEG aracılığıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na aittir. Bu iki bakanlık arasında bir ücret ihlaline karşılık 'ruhsat' yaptırımı uygulanması gereken durumlarda kurumsal köprü mekanizması son derece zayıftır. Her kurum kendi alanında hareket etmekte, bütünleşik bir yaptırım stratejisi oluşturulamamaktadır.

'Ekonomik Zorunluluk' Kalkanı

Holding, elektrik piyasasındaki fiyat düşüşlerini ve artan işletme maliyetlerini gerekçe göstererek istihdam azaltmayı ve ödeme güçlüğünü 'zorunluluk' olarak sunmaktadır. Bu argüman maden hukuku açısından geçerli bir gerekçe değildir; zira işletme projesindeki taahhütler piyasa koşullarına bağlanmadan kaleme alınmıştır. Bununla birlikte bu çerçeveleme, idari kararı siyasi açıdan zorlaştırmaktadır.

Siyasi İrade Meselesi

Ruhsat iptali, tartışmasız biçimde siyasi bir karardır. Yatırım ortamına etkileri, işsizlik riski ve holding ile devlet arasındaki ilişkiler, idari yaptırımın en ağır biçiminin kullanılmasını önünde engel teşkil etmektedir. Bunun yerine idari para cezaları — görünürde etkili, ama uygulamada yetersiz — 'daha az yıkıcı' seçenek olarak tercih edilmektedir.
 

7. Sonuç ve Değerlendirme

Doruk Madencilik davası, Türk maden hukukunun birden fazla zayıf noktasını aynı anda deşifre etmektedir. Rödovans statüsü netleştirilmediği sürece sorumluluk, hukuki aktörler arasında belirsiz kalmaya devam edecektir. İşletme projesinin ekonomik bölümü — istihdam ve ücret taahhüdü — denetim kapsamına alınmadığı sürece maden hukuku sosyal yükümlülüklerini görmezden gelen bir çerçeve olarak işleyecektir. Ve kurumlar arası koordinasyon boşluğu kapatılmadığı sürece, ücret ihlallerinden ruhsat yaptırımına uzanan zincir kâğıt üzerinde kalacaktır.

İşçilerin talebi özünde son derece basittir: çalıştıkları günlerin karşılığını almak. Hukuki çerçeve bu talebi destekler niteliktedir. Eksik olan, mevcut araçları kararlılıkla kullanan kurumsal iradedir.
Maden hukukunda ruhsat, devlet ile işletmeci arasındaki karşılıklı taahhütlerin belgesidir. Bu taahhütlerin kronik biçimde ihlali, ruhsatın meşruiyet zeminini ortadan kaldırır. Hukuki araçlar mevcuttur; soru, bunların kullanılıp kullanılmayacağıdır.

 

Hukuki Dayanak ve Kaynaklar

  1. 3213 sayılı Maden Kanunu (özellikle m.5, m.10, m.24, m.30, Ek m.7)
  2. 4857 sayılı İş Kanunu
  3. Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği (R.G. 27751, 06.11.2010), m.100
  4. MAPEG Rödovans Sözleşmesi Başvuru Rehberi (Nisan 2021)
  5. Bağımsız Maden-İş Sendikası açıklamaları ve basın bildirgeleri (Nisan 2026)
  6. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kamuoyu açıklamaları (24 Nisan 2026)
  7. Milletvekili Jale Nur Süllü'nün TBMM açıklaması (Nisan 2026)
  8. Yargıtay HGK 17.06.2009 E.2009/11-229 K.2009/272 — rödovans sorumluluğu
  9. Ekici & Şahin Partners: 'Türk Madencilik Hukukunda Ruhsat ve İzin Rejiminin Esasları' (Ekim 2025)
Paylaş
İlgili Yazılar

Maden Hukukunda "Rehabilitasyon Bedeli" ve "Ruhsat Bedeli" Eşitlenmesi: Teknik Bir Garabet mi, İdari Bir Kolaycılık mı?

23.04.2026

Yer Kabuğundan Yararlanmanın Hukuki Sınırı: Madencilik Faaliyetlerinde ÇED Kararlarının Yargısal Denetimi

19.04.2026

Maden Mühendisliğinde Sürekli Mesleki Gelişim, Uzmanlık Belirleme ve Kariyer Basamak Sistemi: Uluslararası Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme ve Türkiy

05.04.2026