Ömer Günay. Maden Mühendisi </> Avukat
Maden Hukuku — 09.06.2026

KAMU YARARININ NICELIKSEL ÖLÇÜMÜ: MADENCILIK SEKTÖRÜNDE ON İKI DEĞIŞKENLI ANALITIK MODEL ÖNERISI VE AMPIRIK BIR DEĞERLENDIRME

Kamu yararı" kavramı, idare hukuku ve kamu politikaları yapım süreçlerinde merkezi bir öneme sahip olmasına rağmen, soyut yapısı gereği idari uygulamalarda tutarsızlıklara ve ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Özellikle madencilik sektörü gibi yüksek ekonomik ranta karşılık derin çevresel ve toplumsal maliyetler barındıran alanlarda, kamu yararı karinesi çoğunlukla yalnızca istihdam ve makroekonomik büyüme söylemleri üzerinden kurulmaktadır. Bu çalışma, kamu yararı kavramını slogan düzeyinden veri ve rasyonalite düzlemine taşımak amacıyla doğrulanabilir, şeffaf finansal ve operasyonel verilerden türetilen "On İki Değişkenli Analitik Model" önermektedir. Geliştirilen bu model, Türkiye’de faaliyet gösteren ve kimlikleri gizli tutulan dört farklı altın madeni şirketinin 2022-2025 dönemine ait bağımsız denetim raporları ve KAP bildirimleri üzerinden test edilmiştir. Ampirik bulgular, aynı doğal kaynağı çıkaran firmalar arasında kamu payı ve toplumsal fayda rasyoları açısından 26 kata varan uçurumlar olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma sonucunda, "üstün kamu yararı" değerlendirmelerinin objektif kriterlere bağlanması amacıyla beş temel politika reformu sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kamu Yararı, Madencilik Ekonomisi, Efektif Vergi Oranı, Government Take, Sorumluluk Etiği.
Okumaya devam et
Okuma Süresi: 8 Dk | Kategori: Maden Hukuku

KAMU YARARININ NICELIKSEL ÖLÇÜMÜ: MADENCILIK SEKTÖRÜNDE ON İKI DEĞIŞKENLI ANALITIK MODEL ÖNERISI VE AMPIRIK BIR DEĞERLENDIRME

Madencilikte Kamu Yararının Ölçülmesi: On İki Değişkenli Analitik Bir Model

1. Giriş

Modern hukuk devletlerinde "kamu yararı" ilkesi, idari işlemlerin meşruiyet zeminini oluşturan en temel kurucu unsurdur. Türkiye'de de yürürlükte olan maden mevzuatı incelendiğinde; Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından tesis edilen arama/işletme ruhsatlarından, özel mülkiyet sınırlarının daraltıldığı arazi kamulaştırma işlemlerine kadar geniş bir spektrumda kamu yararı karinesine dayanıldığı görülmektedir. Özellikle maden işletme faaliyetleri ile diğer kamusal yatırımların (tarım, ormancılık, altyapı vb.) çakışması durumunda, ilgili Kurul tarafından yürütülen "kamu yararı üstünlüğü" testi, hangi yatırımın öncelikli olacağını belirleyen nihai hukuki süzgeçtir.

Ancak doktrinde ve yargı kararlarında kamu yararı, sınırları net çizilmemiş, dinamik ve soyut bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Bu muğlaklık, idarenin takdir yetkisini genişletirken, uygulamada öngörülemezliğe, kurumsal tutarsızlıklara ve telafisi güç ekolojik/ekonomik zararlara sebebiyet vermektedir. Mevcut idari yargı pratiğinde, tarafların sığındığı "istihdam yaratma" veya "ekonomiye katkı" iddiaları, derinlemesine finansal ve sosyal analizlere tabi tutulmaksızın kabul veya reddedilmektedir. Bu çalışma, söz konusu tartışmayı retorik düzeyinden kurtararak ampirik, doğrulanabilir ve rasyonel bir denetim modeline kavuşturmayı amaçlamaktadır.

2. Metodoloji ve On İki Değişkenli Analitik Model

Kamu yararının sadece doğrulanabilir finansal tablolar, faaliyet raporları, nakit akış belgeleri ve vergi mutabakatları üzerinden ölçülmesini sağlayan analitik çerçeve on iki temel göstergeden oluşmaktadır:

  • Değişken 1 — Efektif Vergi Oranı (EVO)
    Tahakkuk eden nominal vergiler yerine, şirketin doğrudan nakit akış tablosundaki "ödenen gelir/kurumlar vergisi" satırından Hazine'ye intikal eden fiili tutarın hasılata oranıdır. EVO = Fiilen Ödenen Vergi / Hasılat

  • Değişken 2 — Vergi Feragat Oranı (VFO)
    Kurumlar Vergisi Kanunu'ndaki istisnalar, muafiyetler ve yatırım teşvik mevzuatı uyarınca devletin tahsilinden vazgeçtiği vergi tutarının fiilen tahsil edilen vergiye oranıdır. Bu rasyonun 1'i aşması, kamu kaynağının örtülü bir sübvansiyona dönüştüğünün sinyalidir.

  • Değişken 3 — Devlet Hakkı / Hasılat Oranı
    Doğal kaynağın mülkiyet sahibi olan kamunun, bu mülkiyet hakkından doğan asli payıdır. Düşük oranlar, kamunun kendi öz kaynağını yetersiz fiyatlandırdığını gösterir.

  • Değişken 4 — Toplam Kamu Payı / Hasılat (TKP)
    Uluslararası literatürde "Government Take" olarak adlandırılan sentez göstergedir. Efektif vergi ile devlet hakkı toplamının hasılata bölünmesiyle hesaplanır. Kamunun yaratılan her 100 birim değerden aldığı net payı temsil eder.

  • Değişken 5 — Gelir Dağılımı Göstergeleri
    Projenin yarattığı ekonomik değerin adil paylaşılıp paylaşılmadığını test etmek amacıyla; toplam personel giderlerinin üst yönetime sağlanan menfaatlere oranı ve üst yönetim menfaatlerinin hasılata oranı analiz edilir.

  • Değişken 6 — Kişi Başı Kamu Geliri (KBKG)
    Toplam kamu payının, taşeronlar hariç firmanın kendi özmal çalışan sayısına bölünmesiyle elde edilen verimlilik göstergesidir. KBKG = Toplam Kamu Payı / Özmal Çalışan Sayısı Bu değişken, faaliyetin emek-yoğun gerçek bir kamu yararı mı yoksa sadece özel sermaye birikim süreci mi olduğunu deşifre eder.

  • Değişken 7 — Çevresel Maliyet Göstergeleri
    Bilançoda ayrılan çevre rehabilitasyonu ve maden kapama karşılıklarının, yıllık toprak hareketi (milyon ton) ve kullanılan kimyasal yöntem türü (örn. siyanür liçi) ile bütünsel analizidir. Yetersiz karşılıklar, kamunun sırtına bırakılan gizli borç yükleridir.

  • Değişken 8 — Üretim Hacmi ve Fiyat Bağımlılığı
    Yıllık üretim (ons), gerçekleşen satış fiyatı ($/ons) ve birim maliyet dengesidir. Hasılat artışının operasyonel başarıdan mı yoksa küresel konjonktürden mi kaynaklandığını ayrıştırır.

  • Değişken 9 — Nakit Birikimi ve Kâr Dağıtım Politikası
    Dönem sonu nakit pozisyonu, birikmiş kârlar ve dağıtılan temettü dengesidir. Yaratılan değerin kamusal dolaşıma girip girmediğini gösterir.

  • Değişken 10 — Toplumsal Rıza Göstergesi
    Faaliyet raporlarında ilan edilen aktif ÇED iptal davaları ile dava açan kurumsal aktörlerin (belediyeler, meslek odaları, barolar, STK'lar) niceliksel ve niteliksel yoğunluğudur.

3. Ampirik Bulgular ve Örnek Olay İncelemesi

Önerilen modelin işlevselliğini test etmek amacıyla, Türkiye'de borsaya kote olan ve KAP verileri halka açık olan dört altın madeni şirketinin (Şirket A, B, C, D) 2022–2025 dönemine ait bağımsız denetimden geçmiş mali tablolarından derlenen veriler analiz edilmiştir.

Tablo 1: Türkiye'de Faaliyet Gösteren Dört Altın Madeni Şirketinin Kamu Yararı Göstergeleri Matrisi

Gösterge Şirket A (2025) Şirket B (2022) Şirket C (Kons./2025) Şirket D (2025)
Çalışan Sayısı (Özmal) 2.122 ~610 ~1.500 ~300
Hasılat 16,9 Milyar TL 5,9 Milyar TL 870 Milyon USD 445 Milyon USD
Efektif Vergi Oranı %2,16 %6,6 %17,7 %20,4
Devlet Hakkı / Hasılat %4,30 %4,90 Veri yok %6,0
Toplam Kamu Payı / Hasılat %6,5 %11,5 %17,7+ %26,4
Kişi Başı Kamu Geliri (USD) ~15.000 ~31.000 ~102.700 ~391.000
Üst Yönetim / Hasılat %1,01 %0,48 Veri yok %0,27
Vergi Feragat Oranı (İstisna/Ödenen) 5,7 kat ~0,3 kat Veri yok 0,4 kat
Nakit Birikimi 18,6 Milyar TL
Kâr Dağıtımı (Temettü) Sıfır (2016'dan beri)
Üretim Trendi Zirvenin 1/3'ü Kaza sonrası sıfır İstikrarlı Yüksek verimlilik
Çevresel Karşılık (Bilanço) ~1,1 Milyar TL 485 Milyon TL 111 Milyon USD
Toplumsal Rıza (ÇED İptal Davaları) Var (Yoğun kurumsal dava) İzin iptal Güçlü

4. Tartışma ve Bulguların Analizi

Elde edilen ampirik veriler, aynı egemen devletin hukuksal çatısı altında ve aynı doğal kaynağı çıkaran firmalar arasında "kamu yararı" çıktısı bakımından radikal asimetriler olduğunu doğrulamaktadır.

Vergi Adaleti ve Örtülü Sübvansiyon: Şirket A, efektif vergi oranında %2,16 ile dip noktadayken, Şirket D %20,4 seviyesine ulaşarak rasyonel bir vergi performansı sergilemektedir. Şirket A'nın vergi feragat oranı incelendiğinde, devletin tahsil ettiği her 1 TL vergiye karşılık 5,7 TL'lik alacağından vazgeçtiği görülmektedir. Bu durum, kamu yararı iddiasının aksine, kamusal kaynağın özel bir firmaya transfer edildiği ağır bir teşvik bağımlılığı ve örtülü sübvansiyon olgusunu ortaya koymaktadır.

İstihdam İllüzyonunun Çöküşü: Şirket A, 2.122 kişi ile en yüksek istihdamı sağlayan aktör gibi görünse de, "Kişi Başı Kamu Geliri" göstergesinde yıllık bazda sadece ~15.000 USD üretmektedir. Buna karşın yalnızca 300 kişi istihdam eden Şirket D, kişi başına ~391.000 USD kamu geliri sağlamaktadır. İki şirket arasında oluşan 26 katlık devasa fark, Şirket A'nın operasyonunun emek-yoğun bir kamusal fayda merkezinden ziyade, kamu zararına işleyen bir özel sermaye birikim modeli olduğunu kanıtlamaktadır.

Konjonktürel Rant ve Kaynak Tüketimi: Şirket A'nın operasyonel üretimi 2013 yılındaki zirve noktasının üçte birine gerilemiştir. Hasılat büyümesi, şirketin verimliliğinden değil, tamamen küresel altın fiyatlarının ($1.400/oz seviyesinden $3.400/oz seviyesine) yükselmesinden kaynaklanmaktadır. Firma, yaratılan bu konjonktürel değeri ne kamuya (vergi/devlet hakkı yoluyla) ne de hissedarlarına (2016'dan beri sıfır temettü politikası ile) aktarmış, 18,6 milyar TL nakdi şirket bünyesinde hapsetmiştir. Ayrıca en yüksek hasılata sahip olmasına rağmen üst yönetime ayırdığı %1,01'lik pay, iç gelir adaletsizliğinin bir diğer göstergesidir.

5. Modelin Sınırlılıkları ve Politika Reformu Önerileri

Önerilen analitik çerçeve; verilerin kalitesine bağımlılık, muhasebe standartlarındaki esneklikler ve toplumsal rızanın salt dava sayısıyla ölçülememesi gibi bazı sınırlılıklara sahip olsa da, bu durum modelin reddini değil, bir denetim normu olarak geliştirilmesini gerektirir. Söylem düzeyindeki hak iddialarını somut hukuki denetim araçlarına dönüştürebilmek adına şu beş politika reformu elzemdir:

  • Sektörel Kamuyu Aydınlatma Rehberi: Madencilik firmaları için finansal tablo dipnotlarında ödenen net devlet hakkı, çevre rehabilitasyon maliyet hesaplama varsayımları ve üst yönetim menfaatlerini standartlaştıran ve şeffaflaştıran bir rehber hazırlanmalıdır.
  • MAPEG Verilerinin Aleniyeti: Şirketlerin ödediği devlet hakkı oranları ve sağlanan muafiyetler ticari sır kapsamından çıkarılarak kamuoyuna düzenli olarak ilan edilmelidir.
  • Bağımsız Çevresel Karşılık Denetimi: Çevre rehabilitasyonu ve kapatma karşılıkları, uluslararası standartlarda ve ÇED raporlarındaki taahhütlerle entegre biçimde bağımsız kurullarca denetlenmeli ve güncellenmelidir.
  • ÇED Süreçlerinde Ölçülebilirlik Şartı: ÇED raporlarında öne sürülen "kamu yararı" iddiaları soyut beyanlardan arındırılmalı; en azından bu çalışmadaki analitik gösterge setine uygun projeksiyonlarla desteklenmesi yasal bir ön şart haline getirilmelidir.
  • Yargı İçin Metodolojik Çerçeve: İdari yargıda bilirkişi incelemeleri için çatışan kamu yararlarını somut göstergelerle (benchmark değerlerle) değerlendirecek ortak bir adli-ekonomik metodoloji havuzu oluşturulmalıdır.

6. Sonuç

Madencilik faaliyetlerinde "kamu yararı" kavramı, neoklasik iktisadın salt üretim ve gelir odaklı sığ yaklaşımından kurtarılmalıdır. Doğal kaynakların tasarrufu, ekonomik verimliliğin yanı sıra ekolojik sürdürülebilirlik, vergi adaleti ve toplumsal rıza ilkeleri ekseninde çok boyutlu ele alınmalıdır. Özel çıkar ile kamu yararı arasındaki gerilim, teknik-idari bir denetim meselesi değil, demokratik bir değer tercihidir.

Bu bağlamda şu dört temel ilke anayasal birer zorunluluk olarak kabul edilmelidir:

  • Kamu yararı, doğa ve toplumun ortak geleceğini koruma amacına yönelmelidir.
  • Şirket çıkarı, kamu yararı matrisinin içinde ikincil bir bileşen olabilir ancak asla kamu yararının yerine ikame edilemez.
  • Kamu yararı gerekçesi, ancak şeffaf, bilimsel, doğrulanabilir ve katılımcı süreçlerle meşruiyet kazanabilir.
  • Gerçek kamu yararı, çevreyi koruyan, toplumu güçlendiren ve gelecek kuşakların hakkını gözeten yarardır.

Bu yaklaşım, hem Anayasa'nın çevreye ve kamu yararına ilişkin amir hükümlerinin ruhuna hem de Hans Jonas'ın gelecek nesillere karşı sorumluluğu temel alan "sorumluluk etiği" kuramına tam bir uyum göstermektedir. Netice itibarıyla madencilik faaliyetleri, soyut bir kamu yararı "adına" değil, bu çalışmada rasyoları sunulan somut kamu yararı kriterleriyle "uyumlu" biçimde yürütülmelidir.

Kaynakça

  1. Günay, Ö. (2025). Madencilikte Kamu Yararının Ölçülmesi ve Analitik Yaklaşımlar. Erişim Adresi: https://omergunay.av.tr/articles/madencilikte-kamu-yararinin-olculmesi (Erişim Tarihi: 08.06.2026).
  2. Hans Jonas (1984). The Imperative of Responsibility: In Search of an Ethics for the Technological Age. University of Chicago Press.
  3. Kamu Aydınlatma Platformu (KAP) (2022–2025). İlgili Madencilik Şirketlerinin Yıllık Entegre Faaliyet Raporları ve Bağımsız Denetimden Geçmiş Finansal Tabloları.
Paylaş
İlgili Yazılar

MADENCİLİKTE, HALKIN KATILIMINDA Kİ SORUNLAR

03.06.2026

KOMPLEKS CEVHERLERİN MADEN MÜHENDİSLİĞİ VE MADEN HUKUKU AÇISINDAN SENTEZİ

26.05.2026

Madencilikte Kamu Yararının Ölçülmesi

17.05.2026