Ömer Günay. MADEN MÜHENDİSİ AVUKAT
Maden Hukuku — 02.08.2026

MADEN YÖNETMELİĞİ’NDE 31 Temmuz 2026 DEĞİŞİKLİKLERİ: ANAYASA, MADEN KANUNU VE HUKUKİ GÜVENLİK AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRME

31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan “Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile Maden Yönetmeliği’nde iki önemli değişiklik yapılmıştır. Birincisi, III. Grup madenler arasına “hidrojen (H₂) gazı” eklenmesi; ikincisi ise rödövans sözleşmelerinin sicilden silinmesinde “kesinleşmiş bir” ibaresinin kaldırılmasıdır. Bu çalışma, her iki değişikliği Anayasa’nın 168. maddesi, 3213 sayılı Maden Kanunu ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde ele almakta; ilk değişikliğin açıkça kanunilik ilkesine aykırı olduğunu, ikinci değişikliğin ise hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri açısından ciddi sakıncalar taşıdığını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Maden hukuku, hidrojen, rödövans, Anayasa m.168, kanunilik ilkesi, hukuki güvenlik, idari yargı.
Okumaya devam et
Okuma Süresi: 7 Dk | Kategori: Maden Hukuku

MADEN YÖNETMELİĞİ’NDE 31 Temmuz 2026 DEĞİŞİKLİKLERİ: ANAYASA, MADEN KANUNU VE HUKUKİ GÜVENLİK AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRME

1. GİRİŞ

Türk maden hukukunun temel kaynakları olan 3213 sayılı Maden Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan Maden Yönetmeliği, sektördeki tüm faaliyetlerin hukuki çerçevesini belirlemektedir. Yönetmelik değişiklikleri, teknik gelişmeler ve idari ihtiyaçlar doğrultusunda sıkça yapılmakta olup, her değişikliğin Anayasa ve kanun hükümlerine uygunluğu ayrıca irdelenmelidir.

31 Temmuz 2026’da yapılan son değişiklikler, ilk bakışta teknik ve usuli görünse de, derinlemesine incelendiğinde anayasallık ve yasallık tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Bu makale, her iki değişikliği hukuk tekniği, Anayasa’nın 168. maddesi, Maden Kanunu’nun ilgili hükümleri ve genel hukuk ilkeleri ışığında değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
 

2. BİRİNCİ DEĞİŞİKLİK: HİDROJEN GAZININ MADEN TANIMINA EKLENMESİ

2.1. Değişikliğin İçeriği

Maden Yönetmeliği’nin 5. maddesinin üçüncü fıkrasına, “karbondioksit (CO₂) gazı” ibaresinden sonra gelmek üzere “hidrojen (H₂) gazı” ibaresi eklenmiştir. Bu ekleme ile hidrojen gazı, III. Grup madenler arasında sayılmış ve böylece doğal gaz, petrol ve jeotermal alanları dışında bulunması kaydıyla maden hukuku rejimine tabi kılınmıştır.

2.2. Anayasa’nın 168. Maddesi ve Kanunilik İlkesi

Anayasa’nın 168. maddesi şu hükmü içerir:
“Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletilmesinin Devletin uhdesinde kalıp, hangilerinin bu şekilde devrolunacağı kanunla düzenlenir.”

Bu madde üç temel ilkeyi ortaya koyar:

  1. Mülkiyet ilkesi: Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
  2. Yetki ilkesi: Arama ve işletme hakkı aslen Devlete aittir.
  3. Kanunilik ilkesi: Madenlerin neler olduğu, hangi rejime tabi olacağı kanunla belirlenir.

Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin konulması ve kamu hukuku alanındaki temel düzenlemeler mutlaka kanunla yapılmalıdır. Bir maddenin “maden” sayılıp sayılmaması, onun hukuki rejimini –ruhsatlandırma, devlet hakkı, idari para cezaları, izin süreçleri gibi– doğrudan belirlediği için temel bir düzenlemedir ve bu nedenle kanun koyucunun (TBMM) yetki alanına girer.

2.3. 3213 Sayılı Maden Kanunu’nun 2. Maddesi

Maden Kanunu’nun 2. maddesi, madenleri beş grup halinde saymakta ve III. Grup madenler arasında “hidrojen” ibaresi bulunmamaktadır. Kanun metninde sadece “karbondioksit (CO₂) gazı” ve “Hidrojen Sülfür” yer almaktadır. Hidrojen gazı (H₂), bu kanuni listede açıkça yer almamaktadır.

2.4. Yönetmelikle Maden Tanımı Genişletilebilir mi?

Yönetmelikler, bir kanunun uygulanmasını göstermek ve kanunda yer alan esasları ayrıntılandırmak için çıkarılır. Yönetmelikler, kanunun çizdiği sınırlar içinde kalmak ve kanuna aykırı olmamak zorundadır.

Kanun’un 2. maddesinde açıkça sayılan bir listeye, yönetmelikle yeni bir unsur –özellikle “maden” gibi temel bir kavram– eklemek, yönetmeliğin işlevini ve yetki sınırlarını aşar. Bu, kanun koyucunun yetkisini gasp eder niteliktedir.

2.5. Mali Yükümlülükler ve Anayasa’nın 73. Maddesi

Hidrojenin maden sayılması, otomatik olarak Devlet hakkı (%5), ruhsat bedeli, rehabilitasyon bedeli, idari para cezaları gibi mali yükümlülükleri doğuracaktır. Anayasa’nın 73. maddesi, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulmasını” emreder. Bir gazın maden sayılmasıyla doğrudan bağlantılı mali yükümlülüklerin bir yönetmelikle ihdas edilmesi, bu anayasal ilkeye de aykırıdır.

2.6. Değerlendirme ve Hukuki Sonuç

Hidrojen gazının yönetmelikle maden kapsamına alınması, Anayasa’nın 168. maddesine ve 3213 sayılı Kanun’un 2. maddesine açıkça aykırıdır. Bu değişikliğin hukuki geçerliliği bulunmamaktadır.

Mevcut haliyle değişiklik, idari yargıda iptal davasına konu olabilecek niteliktedir.
 

3. İKİNCİ DEĞİŞİKLİK: RÖDÖVANS SÖZLEŞMELERİNDE “KESİNLEŞMİŞ” KOŞULUNUN KALDIRILMASI

3.1. Değişikliğin İçeriği

Maden Yönetmeliği’nin 101. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “kesinleşmiş bir” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. Değişiklik öncesi, rödövans sözleşmesinin feshine ilişkin bir mahkeme kararının kesinleşmesi beklenirken; artık mahkeme kararının kesinleşmemiş olması dahi idarenin sözleşmeyi sicilden tek taraflı olarak silmesine yetmektedir.

3.2. Anayasa’nın 168. Maddesiyle İlişki

Bu değişiklik, Anayasa’nın 168. maddesiyle doğrudan ilgili değildir. 168. madde, madenlerin Devlet hüküm ve tasarrufunda olduğunu ve aranması-işletilmesinin usullerini düzenler. Oysa ikinci değişiklik, tamamen usuli (prosedürel) bir düzenlemedir: Rödövans sözleşmelerinin sicilden silinmesi şartlarına ilişkindir.

Ancak dolaylı bir bağlantı kurmak mümkündür: Devletin madenler üzerindeki hakimiyetinin bir görünümü olarak, rödövans ilişkilerine müdahale yetkisinin genişletilmesi, Devletin maden kaynakları üzerindeki denetim ve yönlendirme gücünü artırır. Bu yönüyle değişiklik, 168. maddenin öngördüğü Devlet yetkisini kullanmaya yönelik bir idari araçtır ve bu bağlamda anayasaya aykırı değildir.

3.3. Hukuki Güvenlik ve Belirlilik İlkesi Açısından Değerlendirme

Değişiklik, doğrudan anayasaya aykırı olmasa da, Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesinin alt unsurları olan hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile ciddi gerilim içindedir.

a) Rödövansçı Açısından Belirsizlik

Rödövansçı, mahkeme kararı kesinleşene kadar sözleşmesinin geçerli olduğuna güvenerek yatırım yapar, tesis kurar, personel istihdam eder. Eğer mahkeme kararı istinaf aşamasındayken –henüz kesinleşmemişken– idare, sözleşmeyi sicilden silebilirse, bu durum:

  • Yatırımların durmasına,
  • İş kaybına,
  • Hukuki belirsizlik nedeniyle yeni sözleşme yapılamamasına,
  • Uzun süren dava süreçlerinde tazminat davalarına yol açar.

b) İdare Açısından Riskler

İdare, bu yetkiyi kullanırken çok daha dikkatli ve gerekçeli olmak zorundadır. Aksi takdirde:

  • İdari işlemin yargıda iptal edilmesi,
  • İdarenin tazminat ödemek zorunda kalması riski artar.
  • Bu durum, değişikliğin amacına (hızlı işlem) aykırı sonuçlar doğurur.

c) Anayasa Mahkemesi İçtihatları

Anayasa Mahkemesi, belirlilik ilkesi gereğince, idarenin takdir yetkisini sınırlayan kuralların açık, net ve öngörülebilir olmasını arar. Bu değişiklik, idareye mahkeme kararının aşamasını dikkate almaksızın hareket etme imkânı tanımakta, bu da sınırları belirsiz bir yetki doğurmaktadır. Bu durum, hukuk devleti ilkesine aykırılık tartışmasına yol açar.

3.4. Maden Kanunu’na Uygunluk

Maden Kanunu’nun Ek Madde 7’si, rödövans sözleşmelerinin Genel Müdürlüğün iznine tabi olduğunu ve izinsiz yapılan faaliyetlerin durdurulacağını düzenler. Ancak Kanun’da, sözleşmenin ne zaman ve hangi koşullarda sicilden silineceğine dair bir hüküm yer almamaktadır. Bu husus, yönetmeliğe bırakılmıştır.

Dolayısıyla, yönetmelikle bu düzenlemenin yapılması kanuna aykırı değildir. Ancak, değişikliğin içeriği, kanunun genel amacına ve hukuk devleti ilkesine uygunluk bakımından tartışmalıdır.

3.5. Mülkiyet Hakkı ve Adil Yargılanma Hakkı ile İlişki

Değişiklik, rödövansçının mülkiyet hakkını (Anayasa m.35) ve adil yargılanma hakkını (Anayasa m.36) da etkileyebilir.

  • Mahkeme kararı kesinleşmeden sözleşmenin sicilden silinmesi, rödövansçının faaliyetlerini durdurarak ekonomik kazanımlarını kaybetmesine neden olabilir. Bu, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder.
  • Müdahalenin ölçülü olup olmadığı tartışmalıdır. Mahkeme kararının kesinleşmesini beklemek, idare açısından aşırı bir külfet oluşturmuyorsa, bu müdahale orantısız sayılabilir.

Bu nedenle, değişikliğin Anayasa’nın 35. maddesine aykırılığı da ileri sürülebilir ve Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu açıktır.

3.6. Değerlendirme ve Hukuki Sonuç

İkinci değişiklik, ilk değişikliğe göre hukuken daha dayanıklıdır; çünkü doğrudan kanuna aykırı değildir ve yönetmelik kapsamındadır.

Ancak, hukuki güvenlik, belirlilik ve ölçülülük ilkeleri açısından ciddi sakıncalar taşımakta ve idari yargıda iptal davalarına, hatta Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruya konu olabilecek niteliktedir.
 

4. HER İKİ DEĞİŞİKLİĞİN BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİ

Her iki değişiklik de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın düzenleme yetkisini genişletmekte ve sektör üzerindeki idari kontrolü artırmaktadır. Ancak bu genişlemenin hukuki sınırları ve meşruiyeti tartışmalıdır.
 

5. SONUÇ VE ÖNERİLER

31 Temmuz 2026 tarihli Maden Yönetmeliği değişiklikleri, hukuk tekniği ve anayasal ilkeler açısından farklı düzeylerde sorunlar içermektedir.

  1. Hidrojen gazının maden tanımına eklenmesi, Anayasa’nın 168. maddesi ve 3213 sayılı Kanun’un 2. maddesi karşısında açıkça hukuka aykırıdır. Bu değişiklik, ancak TBMM’nin bir kanun düzenlemesiyle geçerli hale gelebilir. Aksi takdirde, idari yargıda iptali kaçınılmazdır.
  2. Rödövans sözleşmelerinde “kesinleşmiş” koşulunun kaldırılması, doğrudan kanuna aykırı olmasa da, hukuk devleti, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile uyumlu değildir. Mahkeme kararı kesinleşmeden sicil silinmesi, sözleşme tarafları açısından kabul edilemez bir belirsizlik yaratmakta; mülkiyet ve adil yargılanma haklarını tehdit etmektedir. İdarenin bu yetkiyi kullanırken çok daha dar ve gerekçeli bir yaklaşım benimsemesi, aksi halde yargısal denetimle karşılaşması muhtemeldir.

Sektör paydaşlarının (ruhsat sahipleri, rödövansçılar, yatırımcılar) bu değişiklikleri dikkatle takip etmeleri, gerekli hukuki başvuru yollarını (idari itiraz, iptal davası, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru) değerlendirmeleri önem arz etmektedir.
 

KAYNAKÇA

  • 1982 Anayasası, m. 2, 35, 36, 73, 123, 168.
  • 3213 sayılı Maden Kanunu, m. 2, Ek m.7 ve ilgili diğer hükümler.
  • 11/12/2022 tarihli ve 32040 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliği.
  • 31/07/2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”.
Paylaş
İlgili Yazılar

Maden Arama Ruhsatında İşletilebilir Rezerv Bulunamaması Hâlinde Ruhsat ve İhale Bedelinin İadesi

31.07.2026

MADENCİLİK FAALİYETİ NEREDE BAŞLAR, NEREDE BİTER? MEVZUAT, MÜHENDİSLİK VE İNSAN BOYUTU

28.07.2026

Türk Maden Hukukunda “Alan” Kavramı: Kapsamlı Bir Mevzuat Analizi

27.07.2026